Suskunlar - 2. Bölüm
"Ayrılık Öldürmez... Gerçekler Öldürür"
Ahu'nun Bilal'le birlikte olduğunu öğrenen Ecevit'in içinde bir şeyler kırıldı. Bilal'in tamam mı devam mı sorusuna cevap vermek, o yüzden bu kadar zor. Ama Ecevit ve Bilal'in dostluğu, bu soruyu taşıyabilir. Çünkü daha önemli bir soru var: Nasıl intikam alacağız?
Düşmanlar belli. Geçmişte onlara unutulmaz işkenceler yapan dörtlü. İrfan, Sait, Özcan ve Gazanfer. Ama intikam planı henüz belli değil. Çünkü yola nasıl devam edecekleri konusunda Bilal ve Ecevit farklı fikirdeler. Artık bambaşka adamlar olan bu iki kardeş, ilk günden fikir ayrılığına düştüler bile. Bir yandan İrfan peşlerinde, Özcan'ı öldüren adamları arıyor. Bir yandan yeni bir avcı daha giriyor resme. Zıpkın gibi bir polis, Gurur Kutay. O da Özcan cinayetinin peşinde. Ahu öte yandan, Ecevit'i göndermeye çalışıyor hayatlarından.
Bir noktada, öyle bir sıkışıyor ki her şey. Ecevit'in hepsine birden yetişmesi mümkün görünmüyor. Bir plan yapmazsa eğer. Ya kendini feda edecek. Ya Bilal'i...
Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...