
Simay Barlas, Habertürk'e verdiği röportajda canlandırdığı 'Efnan'ın savaşçı bir kişiliğe sahip olmasının kendisini oldukça etkilediğini söyledi, "Dik başlılığı, hakkını sonuna kadar koruması, hiçbir şeye boyun eğmemesi ve gerçekten çok güçlü bir karakter olması beni çektiğini söyleyebilirim"
'Böyle bir karakter canlandırmamıştım' 'Aziz'in yeni bölümü bu akşam saat 20.00'de SHOW TV'deSHOW TV'de yayın hayatına geçtiğimiz hafta zirvede başlayan 'Aziz'de heyecan kaldığı yerden devam ediyor. Simay Barlas, Habertürk'e verdiği röportajda canlandırdığı 'Efnan'ın savaşçı bir kişiliğe sahip olmasının kendisini oldukça etkilediğini söyledi, "Dik başlılığı, hakkını sonuna kadar koruması, hiçbir şeye boyun eğmemesi ve gerçekten çok güçlü bir karakter olması beni çektiğini söyleyebilirim"

Yapımını O3 Medya'nın, yapımcılığını Saner Ayar'ın üstlendiği 'Aziz'in proje danışmanlığını Zeynep Günay Tan yapıyor.




Öncelikle dizinin bir dönem işi olması beni çok heyecanlandırdı. Çünkü daha önce böyle bir projede yer almamıştım. 1930'lu yılların Antakyası'nda geçiyor olması ve o dönemde yaşayan insanların yaşadığı zorluklar, sosyal hayatları ve genel olarak hikâye beni fazlasıyla cezbetti. Bir de tabii 'Efnan' gibi savaşçı bir karakteri canlandıracak olma fikri heyecan vericiydi. Dik başlılığı, hakkını sonuna kadar koruması, hiçbir şeye boyun eğmemesi ve gerçekten çok güçlü bir karakter olması beni çektiğini söyleyebilirim.

'Efnan'ı canlandırmanın keyifli yanı sanıyorum daha önce böyle bir karakteri canlandırmamış olmam. 'Efnan'ın vahşiliği, dünyayı algılama biçimi hem zorlayıcı hem de keyif aldığım bir şey aynı zamanda. Zor yanları, sanıyorum Simay olarak zorlandığım fiziksel tarafları. Mesela 'Efnan'ın yaz - kış çıplak ayakla dolaşıyor olması fiziksel olarak zorlayıcı olabiliyor. Bunun dışında zorlayıcı gibi görünse de daha önce canlandırmadığım bir karakter olması, o karakterin yaratım süreci bana çok iyi gelen bir süreç oldu. 'Efnan'a "hiç değişme, kararlarından, fikirlerinden hiçbir zaman vazgeçme" derdim.

Oyunculuğa bakışım hiçbir zaman tek taraflı bir beklentiden ibaret olmadı. Bu bir yol, bana heyecan verdiği ve beni geliştirdiği sürece kendimi iyi hissedeceğimi biliyorum. Bu yola çıkmış olmaktan ve hayalini kurduğum mesleği yapabiliyor olmaktan mutluyum.

Tüm ekibin elinden gelenin en iyisini hatta elinden gelenin fazlasını yapma gayretinde olduğunu söylemeliyim. Birlikte çalıştığımız tüm oyuncular ve teknik ekibimiz kendi alanlarının en değerli isimleri. Büyük bir uyum içinde çalışıyoruz. Sette olmaktan ve böyle bir ekiple çalışmaktan çok mutluyuz.

Tek bir metottan bahsetmem mümkün değil ancak kendi adıma yapmaya çalıştığım şeyin kendi adıma sürekli bir öğrenme halinde olmak ve kendini diri tutma zorunluluğu olduğunu söyleyebilirim. Oyunculuk adına da aslında öğrendiğim en elzem bilgisi aslında sorunun içinde gizli bence... Oyunculuk sürekli öğrenmeyi ve buna bağlı olarak gelişmeyi gerektiren bir meslek.
Oyuncular, 'her oyuncu mesleği gereği biraz egoludur' ile 'her oyuncu diğer herkes gibi bir meslek icra etmektedir. Egolu olmaya gerek yok' şeklinde ikiye ayrılıyor. Siz bu iki görüşten hangisinin savunucularındandınız? Neden?Kesinlikle her oyuncu diğer herkes gibi bir meslek icra etmektedir ve egolu olmaya gerek yok. Çünkü hepimiz insanız, kimse kimseye üstünlük taslamamalı.

En keyifli yanı emek verdiğiniz işin karşılığını kalabalık kitleler tarafından görebiliyor olmanız. Bu etkileşim sayesinde işinize karşı daha motive ve heyecanlı hissedebiliyorsunuz. En zor yanı sosyal hayatınızın kısıtlanması sanırım. Gerçi bu kadar yoğun bir tempodayken set ile ev arası çok vaktiniz kalmıyor ama yine de üstünüzde bir baskı yaratabiliyor bu durum.