BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ! Dizi / Program / Film / Haber / Video / Oyuncu vb.

SHOW TV’nin yapımını BKM’nin üstlendiği, perşembe akşamlarının favorisi haline gelen ve sosyal medyada da adından sıkça söz ettiren dizisi ‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin proje tasarımı ve senaryosu Gani Müjde’ye ait. Yönetmenliğini ise Altan Dönmez üstleniyor.
Dizinin oyuncu kadrosunda Ertan Saban, Özge Özberk, Devrim Özkan, Nilsu Berfin Aktaş, Mustafa Açılan, Özgü Delikanlı, Ayşe Kırca, Sanem Babi, Onur Özer, Rojbin Erden, Ali Berge, Furkan Murat Uğur, Murat Göçmez gibi deneyimli ve genç isimler bir arada yer alıyor.

‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin üçüncü haftasında da izleyiciler yeni heyecanlara tanıklık edecek. Geçmişi ile tüm bağlarını koparan ‘Sadi Payaslı’nın peşindekiler yerini bulmuşlardır. Üstelik ‘Sadi Payaslı’nın izini bulan tanıdık biridir. Araz ve çetesi Karabayır Lisesi’nde kalan Aylin’in yerini bulmak üzeredir ama ‘Aylin’i bu beladan kurtaracak bir kahraman ortaya çıkar. ‘Melek’ ve ‘Zülfikar’ sonunda birbirlerine karşı olan duygularını açıklar.

Okul çıkışı takip edildiğini anlayan ‘Sadi Payaslı’, onu takip eden ‘Nuri’nin adamlarına küçük bir tanışma partisi organize eder. Eve gelmeyen kardeşi ‘Ozan’ için endişelenen ‘Zülfikar’, ‘Ozan’ı bulmak için elinden geleni yapar. ‘Sevda’, ‘Araz’ ve ‘Vural’ ise gerçek işlerine dönüp, yol kenarında pusuya düşürdükleri aracı çalar. Ancak ‘Araz’, ‘Vural’ın tavırlarından şüphelenmeye başlar.
Karabayır Lisesi’ndeki günler ‘Mert’ için zor geçer. ‘Gizem’in yokluğunu iyiden iyiye hisseden ‘Mert’ sonunda gidip özür dilemeye karar verir. Veli toplantısı günü gelip çatar. ‘Mert’in velisi olarak okula giden ‘Derya’yı okulda büyük bir sürpriz beklemektedir.

‘Gelsin Hayat bildiği Gibi’nin dört genç oyuncusu Habertürk’e verdikleri röportajda içinde yer aldıkları Z kuşağının kendileri için neler ifade ettiğini dile getirdi.
Onur Özer… Her dönem kendi dinamiklerini kurar ve doğal seleksiyon her daim işler.
Ali Berge… Z kuşağının bence en önemli özellikleri yaratıcı ve özgür olmaları.
Sanem Babi… Daha özgür, daha yetenekli ve yeteneklerini daha hızlı keşfedebiliyorlar.
Rojbin Erden… Z kuşağı bazen farkında olunmasa da büyüyor ve olgunlaşıyor.

ONUR ÖZER (ZÜLFİKAR)
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin hangi özellikleri sizi dizide rol almaya yönlendirdi?
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’, bir grup gencin ve emekli bir mafya babasının ikinci şansı bulmasını ve bu şansa sahip çıkmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. "Önemli olan insanın hata yapması değil, yaptığı hataya verdiği tepkidir..." derdi çok kıymetli bir hocam. Ben de insanın hayatta, yaşam devam ettiği sürece, onarmak ve güzelleştirmek için mutlaka bir şansı elde edebileceğine inanırım her konuda. Yeter ki bunun uğruna mücadele etsin ve duyarlı kalabilsin. Gelsin Hayat Bildiği Gibi, bir onarımın, gerilerden gelerek 2 - 0'dan 3 - 2'ye geçmeye çalışan insanların hikâyesi olmasıyla beni kendisine çekti diyebilirim.

Bir karakteri canlandırma adına kamera önüne geçmeden önce ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Dizideki karakteriniz için standart çalışmalar mı yaptınız yoksa bu karaktere farklı bir metotla mı çalıştınız?
Öncelikle oynadığım karakterle aynı dünyada yaşadığımı, aynı dünyanın dertleriyle ama az ama çok mücadele ettiğimi unutmamak beni o karakterin duygu ve düşünce dünyasına yaklaştırıyor. Hikâyesini anlatmaya aday olduğum karakterle, aynı zamanda birilerinin de hikâyesini anlatıyor olma bilinci ve sorumluluğu, işime karşı sahip olduğum en büyük motivasyon kaynaklarımdan biri. Dahası ve sonrası esasında kendimi o kişinin, kişilerin yerlerine koyarak onların yaşadıklarını, dertlerini ‘sahiplenerek’ kendi reflekslerimi gözlemliyorum ve icra zamanı geldiğinde de, oyun oynama güdüsüyle beraber hikâyenin ‘bence’sini anlatıyorum.

‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’, izlenesi bir dizi. Çünkü…
Hikâyenin hayatla ilişkisi çok samimi ve sıcak.

Oyunculuk size ne ifade ediyor?
Oyunculuk bende aslında yukarıda da ifade ettiğim şekliyle, birilerinin hikâyesini anlatmak gibi kıymetli bir sorumluluğu ifade ediyor. Oyunculuğun, dinlemek mefhumu ile çok büyük bir bağlantısı var. Hayatı, dünyayı, kendimizi ve karşımızdakini... Oynayarak ifade etmek demek, hayatın bir temsilini yapmak demek. Hayatı temsil etmek için de önce hayatta, içinde yaşadığımız toplumda olan bitenlere karşı açık, alıcı ve etkin bir konumda olmalı, dünyanın ve toplumun dertleriyle alâkadar olmalı oyuncu kişisi - adayı. Beni bu aktiflikte ve açıklıkta tutuyor olması oyunculuğun bendeki en kıymetli taraflarından biri.

Zaman zaman Z kuşağı çeşitli vesilelerle gündeme geliyor. Z kuşağını siz nasıl yorumluyorsunuz?
Şu anda içinde yaşadığımız dünyada kuşak farklılıkları, çok hızlı ve keskin bir şekilde yaşanıyor. Bundaki en önemli etken, teknolojinin çok hızlı gelişimi ve her bir yeniliğin bir öncekini ‘demodeleştirmesi’... Bugün birçok meselede gündeme gelen Z kuşağının da, gündeme geliş sebepleri, bu hızın içine doğmuş olmalarından dolayı ‘demodeliklere’ çok hızlı tepki vermelerinden ötürü. Her dönem kendi dinamiklerini kurar ve doğal seleksiyon her daim işler. Yani tepki vermek güzeldir, yaşam belirtisidir.

ALİ BERGE (CAN)
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin hangi özellikleri sizi dizide rol almaya yönlendirdi?
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’ dizisinin son dönemde yapılan farklı projelerden biri olduğuna inanıyorum. Hikâyemiz çok güçlü ve katmanlı. Sevgiyi, birlik olmak duygusunu yakın dostluklar üzerinden anlatıyor. Yani gerçek hayatta hepimizin ihtiyacı olan şeyler. Samimiyet hepimizin hayatında olmasını istediği bir duygu. Tüm ekibimizle bu duygunun ekranlardan seyirciye ulaşması için çalışıyoruz. Ayrıca Gani Müjde’nin bu projenin yaratıcısı olması benim için çok belirleyici oldu. Üstelik Altan Dönmez gibi bir yönetmen ile çalışınca hepimiz özgür ve yaratıcı bir ekip olduk.

Bir karakteri canlandırma adına kamera önüne geçmeden önce ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Karakterimle balkon sefası yapıyoruz, yanımda yatırıyorum, beraber tatlı yiyoruz. Neyse şaka bir yana önce karaktere nasıl yaklaşmam gerektiğini anlamaya çalışıyorum. Her zaman farklı bir yol izlediğim için bu sorunun cevabı da karaktere göre değişkenlik gösteriyor.

Dizideki karakteriniz için standart çalışmalar mı yaptınız yoksa bu karaktere farklı bir metotla mı çalıştınız?
Açıkçası ben herhangi bir metoda bağlı değilim. Metot bilmek çeşitli metotlardan faydalanıp kendine ait bir üretim alanı açmanı sağlıyor bence. Ben de öyle yapmaya çalışıyorum. Karaktere hazırlık süreci de bence kesinlikle işin en eğlenceli kısımlarından biri. Bu süreçte gözlem yapıyorum ve yeni şeyler keşfediyorum. Bana göre karakter zamanla ve eylem içindeyken gelişiyor.

‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’, izlenesi bir dizi. Çünkü…
Dediğim gibi peşinde olduğumuz şey samimiyet ve bence en kıymetlisi bu. İzlerken kendinize ait hissedeceğiniz sahicilikte hikâyelerle örülü bir dizi. Bu da bence seyirciyi derinden etkileyecek. Valla işin içinde olduğumdan söylemiyorum ama bizi ve hikâyemizi çok seveceğinize eminim.

Oyunculuk size ne ifade ediyor?
Of işte bu çok büyük bir soru. Oyunculuğun, oyun oynamak olduğunu varsayarsak tam bana göre diyebilirim. Şimdi benim biraz yerimde duramamak gibi bir sorunum var o yüzden çok keyif aldığımı söyleyebilirim.

Zaman zaman Z kuşağı çeşitli vesilelerle gündeme geliyor. Z kuşağını siz nasıl yorumluyorsunuz?
Z kuşağının bence en önemli özellikleri yaratıcı ve özgür olmaları. Ben her kuşağın kendine özgü tarafları olduğunu düşünüyorum. Her zaman her şekilde ve her kuşakta umut vardır. Dizide de dediğim gibi biz beş kişiyiz kafamı kızdırmayın. Hacklerim…

SANEM BABİ (AYLİN)
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin hangi özellikleri sizi dizide rol almaya yönlendirdi?
Her karakterin kendi hikâyesinin kahramanı oluşu, benim bu projede en sevdiğim özelliklerden biriydi.

Bir karakteri canlandırma adına kamera önüne geçmeden önce ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Dizideki karakteriniz için standart çalışmalar mı yaptınız yoksa bu karaktere farklı bir metotla mı çalıştınız?
‘Aylin'i tanımaya çalışıyorum. Yargılamadan onu anlamayı, katmanlarını keşfetmeyi ve irdelemeyi hedefliyorum.

‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’, izlenesi bir dizi. Çünkü…
Türkiye'deki her yaş kesimiyle aynı karakteristik izlere sahip. Adalet kavramını sorgulayarak, hayatımızdaki önemini vurguluyor.

Oyunculuk size ne ifade ediyor?
Oyunculuk bana, gerçeğin oyununu oynamayı ifade ediyor.

Zaman zaman Z kuşağı çeşitli vesilelerle gündeme geliyor. Z kuşağını siz nasıl yorumluyorsunuz?
Daha özgür, daha yetenekli ve yeteneklerini daha hızlı keşfedebiliyorlar.

ROJBİN ERDEN (MELEK)
‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’nin hangi özellikleri sizi dizide rol almaya yönlendirdi?
Bu proje ilk işim olduğu için zaten çok heyecanlı ve mutluyum, tüm ekibin de benimle aynı heyecanı paylaşıyor olması kendimi ait hissetmemi sağladı, her karakterin kendi hikâyesinin kahramanı olması, işin çok canlı ve gerçek hissettirmesi bu işin içinde olmamı keyifli bir hale getiriyor.

Bir karakteri canlandırma adına kamera önüne geçmeden önce ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Dizideki karakteriniz için standart çalışmalar mı yaptınız yoksa bu karaktere farklı bir metotla mı çalıştınız?
Melek’i içselleştirmeye, daha iyi tanımaya ve bu sürecin bana yaşattığı hislerden yola çıkmaya çalışıyorum, günlük aktivitelerim sırasında aklıma geldikçe Melek’in tepkilerini ve davranışlarını düşünüp oturtmaya çalışıyorum. Melek’i merak ediyorum ve keşfedip tanımak beni mutlu ediyor.

‘Gelsin Hayat Bildiği Gibi’, izlenesi bir dizi. Çünkü…
Seyircinin mutlaka kendinden bir şeyler bulacağını ve inanarak izleyeceğini düşünüyorum, birbirinden etkileyici hikâyeler ve birbirinden farklı birçok karaktere yer veriliyor. Ekibin enerjisi kameraya, televizyondaki enerji de izleyiciye yansıyacaktır.

Oyunculuk size ne ifade ediyor?
Hayata dair olan her şeyi sahneye, kamera önüne samimi bir şekilde aktarmaktır. Kendimde geliştirmem gereken yönleri buldukça ve vakit ayırdıkça çok keyifli bir oyun haline geliyor, oyunculuk monotonluktan çok uzak ve bu heyecanın hep taze kalmasını sağlıyor, bu benim için çok önemli.

Zaman zaman Z kuşağı çeşitli vesilelerle gündeme geliyor. Z kuşağını siz nasıl yorumluyorsunuz?
Z kuşağı bazen farkında olunmasa da büyüyor ve olgunlaşıyor. Biz Z kuşağı olarak hayata daha bağımsız ve bireysel yaklaşıyoruz, teknolojiye doğan çocuklar olduğumuz için tüm olaylardan, gelişmelerden, değişimlerden ve birçok şeyden kolayca haberimiz oluyor, ne kadar uzak olsa da bir o kadar içinde oluyoruz. Bunların tümü sorgulayan ve üreten bir kuşağı oluşturuyor, bireysellik farklılık getirir ve bu kadar farklılığı ve çeşitliliği içinde barındıran bir kuşakken gündeme gelmek çok normal.