- Anasayfa /
- Diziler/
- Yılanların Öcü /
- Haber /
- ‘Kadromuz seçilmiş kişilerden oluşuyor’
‘Yılanların Öcü’nün sevilen karakterlerinden Hüsnü’ye hayat veren usta oyuncu Mehmet Atay, HT Magazin’e konuştu.
SHOW TV’nin milyonları ekrana kilitleyen dizisi ‘Yılanların Öcü’nün sevilen karakterlerinden Hüsnü’ye hayat veren usta oyuncu Mehmet Atay, HT Magazin’e konuştu. Başarılı oyuncu; projeyle yolunun nasıl kesiştiğini, Hüsnü’yü ve hakkında merak edilenleri anlattı...
Yılanların Öcü filmini daha önce seyretmiş miydiniz?
Teklif gelince yeniden seyrettiniz mi? Kitabı okumuş muydunuz? Yılanların Öcü, bizim gençliğimizin kült eserlerinden bir tanesi. Kitabı okumayıp da benim yaşıma gelen biri varsa biraz topal gelmiş gibi olur. Yılanların Öcü, sinema filmlerinin 1962 ilk versiyonu olan Metin Erksan yönetimindeki projeyi izledim. İki kere sinemaya uyarlanmış bir eseri dizi yapıyoruz ve bu bir iddia taşıyoruz demektir. Çünkü iki yapım da sinema tarihi açısından çok önemli. Sıradan yapımlar değil ve bu yapımları dizi olarak seyirci karşısına çıkarmak bizleri de heyecanlandırıyor. Cast sıradan bir cast değil, bu da ikinci bir iddia taşıyor demektir. Taşıdığı rizikolar açısından çok önemli bir iş. O açıdan heyecanlıyız.
Canlandırdığınız Hüsnü karakterini bir de sizden dinlesek... Hüsnü karakterine nasıl hazırlandınız? Sizinle benzer yanları var mı?
Hüsnü, çok düz ve sıradan bir adam. Kafanızı nereye çevirseniz Hüsnü’den bir tane görürsünüz. Ayrıca dizimizin bu yörede çekiliyor olması benim için bir şans. Çünkü ben burada doğdum. Nevşehirliyim. Anne, baba, efrat tamamen bütün aile fertleri Nevşehirli. En uzağı Kayserili. O yüzden gözlemlerim çok sağlam. Nevşehir, Ürgüp vurgusu yapılırken benim gözlemlerimi hayata geçirmem çok zor olmadı. Hüsnü, hep haklı olan insanlar vardır ya, hangi pozisyonda olursa olsun kendini haklı hisseden insanlardan. Yani kötülük yapmak için de kendini haklı hisseder, iyilik yapmak için de. Savunma mekanizmasını öyle geliştirmiş. Bu tarz insanlardan da çevremizde çok var. Özeleştiri yapmayı biraz erteler, uzak dururlar. Refleksleri çok düz, beklenebilecek refleksler bunlar ama ters durumda kaldığı zaman da, beklenmedik bir durumla karşılaştığı zaman da belki ne yapacağını bilemeyecek kadar da çaresiz kalabiliyor. Hüsnü ile hiçbir ortak yönümüz yok. Aslında kötü bir adam değil. Düşünmeden hareket eden, çok fazla düşünmeye ihtiyaç duymayan, aklına ilk geleni yapan bir adam ama bakalım ileride neler olacak? Sürprizler de olabilir.
‘Tiyatronun kendi disiplini var’
Sesli Kitap’tan biraz bahseder misiniz?
Hobi gibi kabul ettiğim bir iş. Şu ana kadar üç yüz tane sesli kitabımız yayınlandı. www.seslekitap.com adresinden ve kitap evlerinin büyük bir kısmından da edinebiliyorlar. İnsanlar günlerinin büyük bir çoğunluğunu yollarda geçiriyor. Okumayı sevmeyenler, seslisini de okumuyor sessizini de... Sloganımız “Okuma Engelliler İçin” vakit bulamayanlar için.
Yeni tiyatro oyunu hazırlıkları var mı?
Bazılarını reddetmek zorunda kaldım. Beraber yürüyecek gibi gözükmüyordu. Tiyatronun da kendine has bir disiplini var. Çok parçalayıp, bölüp de çalışılabilecek bir iş değil. Öncelik vermek istememe rağmen evet diyemedim. Teklifler sonradan geldi, yapımcımız Ata Türkoğlu (Koliba Film) erken davrandı.
‘Hiç yabancılık çekmiyorum’
Daha önce köyde yaşamış mıydınız? Sever misiniz köy hayatını?
Benim çocukluğumda yaz tatillerini geçirdiğim bir yerdi Nevşehir ama köy hayatı değildi. Kale Mahallesi’nde dedemin bakkalı vardı. Yaz tatillerini yanında ona çıraklık yaparak geçirirdim. Belli bir yaşa kadar böyleydi. Burada hiç yabancılık çekmiyorum.
Çekimler nasıl geçiyor? Zor geliyor mu aileden uzak kalmak?
Seçilmiş kişilerden oluşan bir kadromuz var. Tabii bunda yapımcımız Ata Türkoğlu ve yönetmenimiz Cemal Şan’ın etkisi büyük. Disiplinli ve nispeten zamanında biten, set ortamında her şey zamanında olamayabiliyor ama en azından öngörülen zamanda bitmesi bize bir problem yaşatmıyor. Ailem ve çevremden çok uzakta kalmamaya çalışıyorum. Ben bunu bulunduğum projelerde dengelemek için gayret gösteririm. Evimden ve sürekli yaşadığım yerden uzak kalmamaya çalışırım. Boş bir günüm bile olsa hemen evime gider, vaktimi orada değerlendiririm . Ailem ve çocuklarımla birlikte olmayı isterim. Ben aynı zamanda tiyatro yapıyorum, iki yapım şirketim var, bir de sesli kitap üretiyorum. O yüzden çok fazla uzaklaşma şansım yok.