BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ! Dizi / Program / Film / Haber / Video / Oyuncu vb.

SHOW TV'nin perşembe günleri ilgiyle izlenen dizisi Ay Yapım imzalı 'Alev Alev'in yönetmenliğini Ahmet Katıksız üstlenirken senaryosunu Burcu Görgün yazıyor. Dizinin kadrosu ise başarılı oyuncular Demet Evgar, Hazar Ergüçlü, Dilan Çiçek Deniz, Cem Bender, Berkay Ateş, Cihangir Ceyhan, Berker Güven, Toprak Can Adıgüzel ile usta oyuncu Zuhal Olcay'dan oluşuyor.

Cem Bender, Habertürk'e verdiği röportajda rol aldığı Alev Alev'de canlandırdığı 'Çelebi Kayabeyli'yi analiz etti. Bender, canlandırdığı karakterden dolayı izleyicilerin göstediği tepkiyi şöyle yorumladı; "Genelde kötüyü hep yargılarlar ve bir kenara atarlar ama izleyicilerin merak etmesi ve 'Bu adam niye kötü?'' diye sorması çok hoşuma gitti."

Alev Alev projesi geldiğinde senaryoyu ilk inceledikten sonra ne düşündünüz, aklınızdan neler geçti?
Dizinin orijinalini seyretmiştim ve açıkçası onu pek sevmemiştim. Oradaki hikâye olaylar üzerinden gidiyordu. 'Alev Alev'in senaryosu geldiğinde hikâyenin karakterler ve psikoloji üzerinden gidiyor olmasından hoşlandım. Adam derinliği olmayan kötü bir karakterdi. Karakterler ve psikoloji üzerinden gidince hikâye zenginleşmeye başlamış. Bir de 'Çelebi çok katmanlı bir karakter olmuş. Şu anda mesela üç ayrı 'Çelebi' var. Kardeşi ve kızına karşı bir 'Çelebi' var. Duygusal anlamda kardeşini ve kızını başka bir yere koyuyor. 'Cemre'nin karşısında başka bir 'Çelebi' var. Bir de kamusal alandaki 'Çelebi var. Kiminle nasıl konuşacağını çok iyi bilen biri. Zaman zaman o sosyal alana arkadaki 'Çelebi' sızabiliyor, kontrolünü kaybedebiliyor. Zayıf bir 'Çelebi'... Şeytan bir 'Çelebi' bir de aşk tutkusu olan 'Çelebi' var. Bunlar her sahnede değişebiliyor.

Sözünü ettiğiniz Çelebi'nin üç ayrı halini canlandırmak oyuncu olarak ekstra zorluyor mu? Karakterin o farklı ruh hallerini ayırıp oynamak zor olmuyor mu?
Hangi 'Çelebi'nin öne çıkması gerektiğini sahnenin yapısı zaten söylüyor. Sahnenin yapısını kurmaya başladığınız zaman bunlar belirmeye başlıyor... Senaryoda her zaman her şey yazmaz, sizin bulup çıkarmak durumunda olduğunuz nüanslar vardır. Günün sonunda yönetmenle, senaristle oluşturduğunuz bir tasarım sürecidir bu.

Alev Alev'in genelinde izleyicileri cezbeden neler var sizce?
Kadına şiddet, erkek egemen toplumlar vs. bunlar çok güncel konular. Her seviyede bunun karşılığı var. Çok düzgün bir adam görüyorsunuz ama arkada şiddet uygulayan bir adam yatıyor. Şiddetin sınıfla ilgisi yok, toplumun her katmanında görülebiliyor. Asıl yanlış olan 'Çelebi'nin davranış bozukluğu dışında toplumun böyle insanlara alan açmasıdır.

Çelebi'nin geri planda yaşadıkları var. İzleyiciler, bunları da görmeye ve merak etmeye başladı mı?
Çelebi' derinliği olan bir karakter. Çöpteki bebek bilgisinin ardından izleyici de merak edip "Bu adam neden böyle?'' diye sormaya başlamış. Şimdi ben de sonrasında nasıl sahneler geleceğini merak ediyorum. 'Bu adamın çöküşü mü olacak yoksa kendini ifade etme şekli mi olacak, ne olacak?' Bütün bunların hepsini topladığımız zaman bu rolü oynamak cazip hale geliyor. Neden 'Alev Alev' sorusunun cevabı aslında bu. Oynayacağın karakter seni ateşlemeli.

Çelebi' ile ilgili size gelen en ilginç yorum neydi?
Küfürleri saymıyorum (gülüyor). Oyunculukla ilgili hoşuma giden yorumlar çok oldu. Birçok insan dümdüz gitmiş ve bütün küfürlerin sonu şöyle bitmiş; ‘'Çok teşekkürler bize o kadar güzel yaşattınız ki bu şerefsizi.'' Daha önce böyle bir kötü adam oynamadığım için "Böyle bir şey nasıl olur?'' diye şaşırdım. Adam önce küfür ediyor sonra teşekkür ediyor. İzleyiciler, "Bu adamın ne derdi var?'' diye merak etti. Genelde kötüyü hep yargılarlar ve bir kenara atarlar. Ama izleyicinin merak etmesi ve "Bu adam niye kötü?'' diye sorması çok hoşuma gitti.

Bir set gününüzden söz eder misiniz? Nasıl bir set ortamı var? Kamera karşısına geçmeden önce nasıl bir hazırlık süreci yaşıyorsunuz?
Tiyatrodan gelen bir alışkanlığım var. Hakkıyla hazırlanmadan sahneyi çekmek beni geriyor. Tiyatroda sahneye çıkmadan önce kendi iç dünyamıza çekiliriz; bu bedeni oyuna terk etmektir. Sette bu kadar yoğun bir şey yapmak çok zor ama en azından öncesinde hazır olunması gerekiyor. Ezberi saymıyorum, ezber tabii ki olacak ama neyi neden söylediği, öncesi ve sonrası, sahnenin grafiği, pik noktaları nelerdir, sahnenin deşifresi yapılmalı. Daha sonra fazlalıklardan arınmak, sahneye temiz girmek adına kendinize süre tanımanız gerekir. Kostüm, saç ve makyaj için son dakika müdahale edilmesini istemem "Kayıttan önce ne yapacaksanız yapın ve beni bırakın" derim. Bir ruh dinginliği ile sahneye girmeyi tercih ederim. Ayrıca partnerimle sahneye hakkıyla çalışarak kayda girmek çok iyi sonuç veriyor.

Sizin oyunculuk eğitimleri verdiğinizi biliyoruz. Öğrencilerinizi sahneye hazırlarken söylediğiniz temel tavsiye nedir?
İlk söylediğim şey şudur; "Oyunculuğu kendiniz için yapın ve yaparken mutlu olmak önceliğiniz olsun. Eğer siz sahnede dürüstseniz, kendinizi iyi hissederseniz seyirci onu hemen alır.'' Oyunculuk başkası için veya birilerine göstermek için yapılmaz. İnsanın tamamen kendiyle olan hesaplaşması ve orada bitmesi gereken bir şeydir. Bunu çeşitli tekniklerle süslersin, geliştirirsin, bir sonraki aşamaya taşırsın ama temelinde kendin için yaptığın bireysel bir eylemdir. Bu nedenle çok büyük bir özveri, disiplin isteyen ve tabii şans gerektiren bir süreçtir. Aynı zamanda çok acımasızdır, mesleğini elinden kaçırmaya başladığın zaman tekrar yakalamak zordur. Onu sürekli diri tutmak ve beslemek zorundasın. En az bir mühendislik kadar disiplin isteyen bir meslektir.

Mimarlık mı oyunculuk mu, hayatınızda öncelik sıralaması var mı?
İkisiyle birlikte yaşamayı öğrendim. Mimarlık eğitimi aldığım sırada tiyatro başladı. Oyunculuk eğitimi, aslında her insanın alması gerektiğine inandığım bir eğitim. İnsanın kendini, bedenini, potansiyelini keşfetmesidir, empati yeteneği kazanması ve algısını geliştirmesidir. Oyunculuk eğitimime oyuncu olmak gibi bir arzuyla başlamadım. Bu bir eğitim süreci ve bu insanın kendini kurcalaması adına iyi bir deneyimdi. Kaldı ki benim mimarlıkta çok işime yaradı. İkisiyle birlikte yaşamayı öğrendim ve alıştım. Bir tanesini bırakırsam topallarım gibi geliyor ve ikisi birbirini besliyor.

Türkiye'de beğendiğiniz mimar kim diye sorsak bize ne cevap verirsiniz?
Cumhuriyet dönemi mimarisini çok severim. Seyfi Arkan bu dönemin sevdiğim temsilcilerinden biridir. Türkiye'de modern mimarlığın öncülerindendir. Seyfi Arkan özellikle insan yaşam biçimleri, değerleri ve davranışları üzerine etütlerini yapmış ve bunları mimarisinde yorumlamıştır. Tam da bu noktada mimarlıkla tiyatronun ciddi bir bağı kurulabilir. Çünkü mimar mekânı, oyuncu o mekanın içindeki insanı tasarlar.