Gülçin Kültür Şahin 'Gülperi'yi anlattı!

Gülçin Kültür Şahin 'Gülperi'yi anlattı!

Gülperi'de Kader Hala karakterini canlandıran Gülçin Kültür Şahin oyunculuk kariyeri ve dizi hakkında açıklamalarda bulundu.

Show TV'nin fenomen dizilerinden 'Gülperi'de yaşananlar her hafta izleyicilerin soluklarını kesmeye devam ediyor. Dizide 'Kader Hala'yı canlandıran Gülçin Kültür Şahin, önce Hacettepe Üniversitesi'nde gıda mühendisliği öğrenimi görüp ardından ODTÜ'de yüksek lisans yapıp araştırma görevlisi olarak çalıştı. Ne var ki Şahin, içindeki oyunculuk arzusuna daha fazla karşı koyamayıp 25 yaşında kariyerini değiştirerek kameraların karşısına geçti. Ödüllü oyuncu Gülçin Kültür Şahin, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan ile yaptığı röportajda gıda mühendisliğinden oyunculuğa uzanan yolda nasıl ilerlediğini, neden "Gülperi'de rol almayı deli gibi istedim" dediğini ve dizinin izleyicileri hangi yönleriyle etkilediğini anlattı.

Sizi oyunculuğa yönlendiren etkenler neler oldu?

Aslında oyunculuğa yönlendiğimi anlamam hayli uzun zamanımı aldı. Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde büyüdüm. Oldukça aydın bir ilçedir. Bunun da etkisiyle tiyatro ilkokul dönemlerimden beri hayatımda var ve neredeyse hiç çıkmadı. Özellikle lise döneminde zamanımın çoğunu sahnede geçiriyordum. Ancak buna rağmen profesyonel olarak oyunculuk yapacağımı düşünmüyordum. Kafamda oyuncuların işsiz kalmaya mahkûm olduğuna ilişkin bir kabul vardı. Ki çok acı bu... Çok aydın bir ilçede büyümeme rağmen böyle bir kabul var. Bu yüzden liseden sonra konservatuvara gitmeyi aklımdan bile geçirmedim. Kendimi bildim bileli çok çalışkanım. Bu sebeple de oyunculuktan önce mühendisliğe yönlendim. Önüme geleni hunharca çalıştığım için önce Hacettepe Üniversitesi'nde Gıda Mühendisliği okudum. Ardından ODTÜ Gıda Mühendisliği'nde yüksek lisans yaptım. İki buçuk yıl kadar da ODTÜ'de araştırma görevlisi olarak çalıştım. Baktım ki hâlâ oyunculuğun bir yerlerinden tutmaya çalışıyorum... Amatör olarak bir ekiple sahneye çıktım, doğaçlama gösteriler, stand-uplar, tiyatro oyunları... Bir gün yine eğitime gittiğim bir kurumda 'Madem profesyonel olarak oyunculukla uğraşmayacaksın, niye bu kadar debeleniyorsun?' dediler. O an ayıldım. Ben aslında en baştan hayalimin asla gerçekleşemeyeceğini kabul etmişim. Bu yüzden de çevresinde dolanıyormuşum. O sırada da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda Gıda Mühendisi olarak çalışıyordum. 25 yaşımda kariyerimi değiştirmek gözümü çok korkuttu. Sonra Ercan Kesal'ın bir yazısında da söylediği gibi 'Devrim inat etmektir' dedim ve kendi devrimim adına fazlasıyla inat ederek konservatuvar sınavlarına hazırlandım ve girdiğim ilk yıl Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü %100 bursla kazandım, bitirdim ve sonunda 'Mesleğiniz nedir?' sorusuna gönül rahatlığıyla 'Oyuncuyum' diye cevap verebiliyorum.

Oyunculuk size ne ifade ediyor?

Anlatılacak çok hikâye ancak anlatmak için az zaman ve her hikâyeden öğrenilecek çok şey var. Tiyatro, sinema ve TV birbirimizin hikâyelerine dokunma fırsatı veriyor. Ben daha fazla hikâye dinlemek ve daha fazla hikâye anlatmak istiyorum. Oyunculuk da bunun en güzel aracı konumunda.

Oyunculuğunuzun beslenme kaynakları nelerdir?

Oyunculuktan ziyade insani bir ihtiyaç olarak çok okuyup çok izliyorum ve insanlarla yakın ilişkiler kurmaya gayret gösteriyorum. Çünkü her şey bitiyor ancak yanımızda sadece biriktirdiğimiz insanlar kalıyor.

Rol aldığınız ‘Kelebekler', Türkiye'de ve yurt dışında birçok ödül kazanırken siz Ankara Film Festivali'nde canlandırdığınız ‘Hatice' karakteriyle ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' ödülü aldınız. Ödülün kariyerinize olan katkıları neler oldu?

'Kelebekler' benim ilk sinema filmim. Tolga Karaçelik'e 'Kelebekler'den önce çektiği iki filmi sebebiyle zaten olabildiğince hayrandım. 'Bu filmde sana uygun bir ağaç rolü var, onu oynar mısın?' deseydi de gözyaşları içinde, büyük bir heyecanla kabul ederdim. Tolga Karaçelik'in bana dünyalar tatlısı 'Hatice' rolünü teslim etmesi benim için en büyük ödül. Ancak yıllarını Ankara'da geçirmiş biri olarak hali hazırda takipçisi olduğum Ankara Film Festivali jürisinin bu ödüle layık görmesi beni saatlerce ağlattı. İnanılmaz sevindim. Konservatuvarı bitirebilmek için 4 yıl ciddi bir tempoyla hem çalışıp hem okurken verdiğim emekler bir anda somut bir şekilde karşılığını bulmuş gibi geldi. Kariyerime katkısını göreceğiz ama bu vesileyle saatlerce aralıksız ağlayabildiğimi görmüş oldum. Kendime dair böyle bir katkı oldu.

Tiyatro, sinema ve TV dizisi oyunculuğu... Üç alanın birbirlerini nasıl desteklerini, beslediklerini anlatabilir misiniz?

Açıkçası bence oyunculuk oyunculuktur. Tiyatroda, sinemada ve TV dizilerinde canlandırdığım karaktere çalışırken aynı metodu izliyorum. Benim karakteri yaratma sürecimde hiçbir farklılık bulunmuyor. Ancak kamera önü ve sahne oyunculuğunda teknik bir takım farklılıklar meydana gelebiliyor. Birbirlerini nasıl desteklediklerine gelecek olursak... Ben kendi adıma oyuncu olmaktan önce iyi bir seyirciyim. Hep söylerim bunu. Sezondaki tüm oyunları seyretmeye çalışırım. Film festivallerini takip ederim. İyi bir eser izlemek, sanatın her dalı gibi oyunculuğu da besliyor, yeşertiyor. İster sahne üstünde olun ister kamera önünde.

'Gülperi'den teklif geldiğinde dizinin hangi özellikleri sizi heyecanlandırıp ‘Ben bu işte olmalıyım' dedirtti?

'Kader'... 'Kader' karakterini okuduğumda bu işin içinde olmayı deli gibi istedim. Oyuncu olarak bir an evvel oynamak istediğim, feci şekilde beni heyecanlandıran bir karakter.

‘Kader' karakterini canlandırmak için özel bir çalışma yaptınız mı?

Oynadığım her karaktere özel bir çalışma yapıyorum. 'Kader'in öncesinde de duygu durumunu anlayabilmek için psikolojik özellikleriyle ilgili araştırmalar ve buna bağlı olarak egzersizler yaptım. Ayrıca ekibin büyük çoğunluğu gibi şive çalışmalarına ağırlık verdim. 

‘Gülperi', sizce izleyicilerde neden bu kadar etki bırakıyor?

Türkiye'de aile çok çok önemli bir birim. Dünyanın pek çok yerinde de tabii ki önemli ama özellikle bizim toplumumuzda bireyin kat'i bir biçimde kendini anlamlandırabildiği yegâne birim ailedir. İzleyicinin bu nedenle hikâyeyle direkt bağ kurabildiğini düşünüyorum. Hepimiz bir ailenin üyesiyiz ve her ailede çalkantılı dönemler oluyor. Bunun dışında ekip olarak çok iyi anlaşıyoruz, çok güzel bir set ortamımız var. Bunun bir şekilde izleyicilerimize yansıdığını düşünüyorum.

‘Gülperi'de yaşanan çatışmaların ortasında bulunan ‘Kader'in davranışları sizce izleyiciler tarafından nasıl yorumlanıyor. Dizi izleyicilerinden nasıl yorumlar alıyorsunuz?

'Kader', kendi içinde büyük çelişkiler yaşayan biri. Öğrendikleriyle hissettikleri birbirini tutmuyor. Duygu durumundaki bu çelişki davranışlarına, dolayısıyla seyircinin tepkisine de yansıyor. İzleyiciler, 'Kader'e acıyıp onunla ağlarken, bir sonraki sahnede beddua edip, diğer sahnede kahkahalarla gülebiliyor.

‘Gülperi'nin de konusu içinde yer alan, insanlık tarihi kadar eski olan kadın – erkek çatışmasının size ana kaynağı nedir?

Cevabı bu röportaja sığmayacak kadar önemli bir sosyoloji konusu bu. Ancak şunu söylemeliyim ki hepimizin bildiği üzere kadın olmak zaten oldukça zor. Hangi sosyo - ekonomik sınıftan olursanız olun erkek egemen toplumda kadın olarak var olmaya çalışmak çok zor. Umarım bizden sonraki nesillerin tamamen eşit bir toplumda yaşayabilmelerine vesile olabiliriz.

Kariyerinizin hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz.

Öğrenme dönemindeyim. Mütemadiyen de orada olacağım.

Hayal ettiğiniz, planını kurduğunuz kariyerinizde ‘Olmazsa olmaz' karakterler nelerdir?

'Olmazsa olmaz' dediğim hiçbir karakter yok. Her hikâye benim için anlatılmaya değer.

 

 

 

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?