"Dizinin başrolü Çukur"

"Dizinin başrolü Çukur"

Show TV’nin fenomen dizisi ‘Çukur’da, Yamaç’ın sağ kolu olan Meke’yi canlandıran Aytaç Uşun “Meke gibi ailesine sadık, gözü tok ve sadece ekmeğinin peşinde insanların sayısı azaldı. Mahalle samimiyetine fazlasıyla ihtiyacımız var” diyor

Pazartesi akşamlarına damga vuran dizi ‘Çukur’da, Koçovalı Ailesi’ne sadık, berber Muhittin’in oğlu Meke karakterini canlandıran Aytaç Uşun’la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’nde ‘Sarı Sıcak’ adlı filmdeki performansıyla ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü alan Uşun, gemi makineleri işletme mühendisliğini bırakarak dümeni çok sevdiği oyunculuğa kırmış. Genç oyuncu, Meke karakterini ve kendisini HT Magazin’e bakın nasıl anlattı...

‘Çukur’da sizi Yamaç’ın sağ kolu Meke rolünde izliyoruz. İzleyiciler karakteriniz için ‘Sadık ve gözü tok’ yorumlarını yapıyorlar. Siz nasıl tanımlarsınız?

Meke mahallenin delikanlıların­dan biri. Yamaç’ın yanında iş biti­ren adam olarak karşımıza çıktı. Yamaç’ın sözünden bir an olsun çıkmıyor. Bir topluluğa ait oldu­ğunda kendisini çok güçlü hissediyor ancak yalnız kaldığında yalpalayabi­liyor. Meke karakteri sadık ve gözü tok olduğu kadar aynı zamanda faz­lasıyla delifişek. Benim hayatım ile Meke’nin hayatı çok zıt olsa da bu karakteri canlandırmak bana zevk veriyor.

‘YALNIZ BAŞINA OLMAK O KADAR ZOR Kİ’

Günümüzde pek çok insan Meke gibi bir gruba dahil olmayı tercih ediyor. Sizce neden?

Şayet Meke bireysel olarak hareket etseydi ne yapardı tam bir soru işareti. Bu kadar delikanlı olarak takılan kimi insanların bazen yalnız kaldığında ne kadar tedirgin olduklarını da görebiliyoruz. Çoğu erkek güçlüymüş gibi görünse de aslında güçsüz. Hem yalnız başına olmak o kadar zor ki. Sadece kendilerini geliştirmiş Kuzey ülkelerindeki insanların yalnızlığın üstesinden geldiğini söyleyebiliriz.

Meke gibi ailesine sadık, ekmeğinin peşinde ve gözü tok insanların sayısı gittikçe azalıyor mu?

Maalesef. Ailesine sadık, gözü tok ve sadece ekmeğinin peşinde insanların sayısı azaldı. Günümüzde geçim derdi ön planda. Artık herkes kısa yoldan bir noktaya gelmek istiyor. Kısa yoldan zengin olma arzusunun insanları bunalıma sürüklediğini düşünüyorum. Günlük yaşantımızda mahalle samimiyetine fazlasıyla ihtiyacımız var.

Siz nasıl bir mahallede büyüdünüz?

Kadıköy’e bağlı Hasanpaşa Mahallesi’nde kapıcı dairesinde büyüdüm. Babam kapıcılık yapıyordu. Küçükken mahallemde arkadaşlarla bol bol futbol maçı yapardık. Mahallenin abileriyle içli dışlı olur, muhabbetler ederdik.

‘Dizinin başrolü Çukur’,

İzleyiciler Çukur’u neden çok sevdi sizce?

Senaryonun zengin oluşu ve oyuncu kadrosunun bu denli kalabalık ve güçlü olmasından bana kalırsa. Her karakterin bir hikâyesi var. Böyle olduğu zaman dizide çatışmalar yaşanıyor ve bu da ilgi uyandırıyor. İnanın çekmediğimiz bölümlerin senaryosunu ben de her daim merak ediyorum.

Sokaktaki insanlardan başka nasıl yorumlar alıyorsunuz?

İnsanlar beğenilerini dile getirdikten sonra projede Çukur’un başrol olmasının öneminden bahsediyorlar. Açıkçası bu kadar hayran kitlesi edineceğimizi düşünmüyordum. Hikâyenin 3-4 karakter üzerinden değil de bütünün içindeki tüm parçalardan ilerlemesi bu işi dikkat çekici kıldı.

 

‘Herkes kendi yalnızlığında yaşıyor’

Günümüzde insanların yalnızlıklarına nasıl bir çözüm bulduğunu gözlemliyorsunuz?

İnsan ilişkileri nesnelleşmeye başlarken akıllı telefonlar en yakın arkadaşımız oldu. Akıllı telefonlar insanlara şarj bitmesi dışında bir sıkıntı çıkarmıyor ancak konuştuğumuz bir insan bize problemlerini anlatmaya başla¬dığında biz onu düşünmek istemiyoruz. Her¬kes kendi yalnızlığında yaşıyor, kabuğuna çekilmiş durumda. Arada bir etiket olsun diye arkadaşlar topluca bir araya geliyorlar. Orada da herkes çok mutlu görünüyor zaten. Aslında biz hem azız hem de yalnızız!

‘Çukur’un Meke’si Aytaç Uşun, “Aras Bulut İynemli ve Erkan Kolçak Köstendil’in oyunculuk performanslarını çok beğeniyorum. Sette eğlenerek iş yapıyoruz ve güzel geri dönüşler alıyorum. Umarım ekibe nazar değmez” diyor.

‘Ercan Kesal kütüphane, Perihan Savaş anne gibi’

Sette Ercan Kesal ve Perihan Savaş gibi iki usta isim var. Varlıkları size neler hissettiriyor?

Ercan Kesal kütüphane gibi bir insan. Doğallığının yanı sıra espri yeteneği de kuvvetli. Onunla diziden arta kalan zamanlarda ettiğimiz sohbetler çok keyifli geçiyor. Perihan Savaş’a gelecek olursak, bir keresinde sette üşüttüm tam hasta olacaktım bana anne sıcaklığıyla yaklaşıp gönlümü fethetmişti. İki ustayla bu projede buluşmak büyük şans.

‘Uçak fobimi bir gün yeneceğim’

Bugüne kadar fobiniz yüzünden hiç uçağa binmemişsiniz. Bununla yüzleşmek için bir şey yapacak mısınız?

Küçükken babamla lunaparka gidip gondola binmiştim ve orada yaşadığım tedirginlik bende fobi yarattı. Bugüne kadar pek çok uluslararası işi bu yüzden kaçırdım. Arkadaşlarım ‘İşleri kaçırıyorsun’ diye serzenişte bulunuyor. ‘Boşver kaçırayım iç huzurum daha önemli’ yanıtını veriyorum. Ne zaman olur bilmiyorum ama bu fobimi bir gün yeneceğim. Düşünün Çukur’da bir sahne için Doğubeyazıt’a karayolunu kullanarak 18 saatte gittim 18 saatte geri geldim.

Röportaj: Arif Hür

HT Magazin

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?