'Her sabah kahvaltılara misafir olacağız'

Show TV’de yarından itibaren hafta içi her gün ‘İclal aydın’la Yeniden’ programıyla ekrana gelecek olan İclal aydın, “Geçmiş hatalarımdan bugünkü doğrularımı bulmaya çalışıyorum” diyerek yeni bir hayata başladığını ve her sabah seyircilerini yeni bir hayata adım atmaya çağıracağını söylüyor

‘HER SABAH KAHVALTILARA MİSAFİR OLACAĞIZ

Birçok kadın kuşağı programı içerisinde insanlar neden sizi seyretmeli?

‘Yazın daha az televizyon izlenir’ denir ama bizim saatimiz tam da kahvaltı saati. Her sabah kahvaltılarınıza misafir olacağız. Hayatta ne yaparsak yapalım bu işin esası faydalı olmaktır. Bir kişiye bile yararımız dokunsa, teselli ve tebessüm olabilsek, onun hayatında bir şeyin değişmesini sağlasak, yeter. Hayat her sabah baştan başlar. Bir yanlıştan dönmenin, defteri sil baştan yazmanın, her yeri toparlayıp yola çıkmanın güzelliği yüzünden değerlidir sabahlar. Programın adı da tam da böyle işte: ‘İclal Aydın’la Yeniden’. 

Bu projeyle hayatınızda neler değişti, program size ne katacak?

Ben de seyircilerimizle beraber öğreneceğim. Hayatımı bir hayli sakinleştirdim. Dışarı pek çıkmıyorum, sosyal yaşamdan epeydir uzağım. Bu yüzden de birçok şeye hayretle bakıyorum. Şaşkınlık ve merak güzeldir. Benim için de güzel bir yaz olacak. Yaz mevsiminin bereketine çok inanırım. Sevdiğim, güzel işlerim hep yazın başlamıştır. 20’lerimde ve 30’lu yaşlarımın başlarında yaz tatillerim yoktu. Tatile gitmek aklıma bile gelmezdi.

Yeni kitabınız çıkacak mı?

SHOW TV’yle anlaşma imzaladığım dönemde yeni kitabım için yayıncımla da el sıkıştık. 30 Eylül’de kitabı teslim etmemi istiyor. İnşallah sonbahara yetişecek ve piyasaya çıkacak.

Bir süredir televizyon programlarına ara vermiştiniz. Ekranı özlediniz mi?

En son iki yıl önce yine Show TV’de yaz döneminde bir kuşak program sunmuştum. Farklı işler yaptığım için bir ayrılık süreci olmuştu. Eskiden hepsini bir arada yapardım. Hem televizyon programı, hem dergi, hem de dizi... Nasıl yaşamış, nasıl yetişmişim bilmiyorum. Şimdi birini yapıyorsam diğerine ara veriyorum. Onun için de geri dönüşlerim hep özleyerek oluyor.

‘BİR ÇEŞİT TELEVİZYON OKULUYUZ’

‘İclal aydın’la Yeniden’ nasıl bir program olacak? Bizi neler bekliyor?

Kış boyunca ‘Zahide Yetiş’le’ programını hazırlayan ekip, tecrübeleriyle ve Show TV izleyicisinin beğenisinden sapmadan seyirciye yazı daha eğlenceli geçirtmek için ‘İclal Aydın’la Yeniden’i tasarladılar. Son yıllarda televizyonculuğu İstanbul trafiğine benzetiyorum. Her yıl yeni yollar, yapılar çıkıyor karşımıza. İki yıl çok uzun değil gibi ama bir dönüyorum ki yepyeni yıldız konuklar, yeni bir dil ortaya çıkmış. Her defasında olduğu gibi yine öğrenci olarak çıkıyorum yola. Türkiye’nin en eski sunucularından biri olmama rağmen 20’nci yılımda hâlâ yeni başlamanın heyecanındayım. Bu program uygulama ağırlıklı olduğu için bilginin çok daha kolay iletildiğini görüyorum. İzleyicinin kendini geliştirmesi adına da bir çeşit televizyon okuluyuz. Sağlık, çocuk gelişimi, ev ve aile ilişkileri, araya da benim sorularım derken kahvaltı masalarınıza misafir olmaya talibiz.

‘KENDİNİ BESLEMEZSEN CEPTEN YERSİN’

Geçmişte nasıl bir tutku vardı da siz her alanda çalışıyordunuz?

O kadar çok seviyordum ki işimi, tatil yapmıyordum. Gözüm işimden başka bir şey görmezdi. Her yerde var olmaya çalışırken yakınlarım, arkadaşlarım, ailemle ilgili çok önemli anları, anıları kaçırdım. Çok başarılı bir dergimiz vardı ve biz ekiple sayfaları bitirmek için sabahlarken kızım ofisimdeki koltukta uyurdu. Kitaplar, filmler, programlar, gazeteler, dergiler, diziler... Hepsi de çok başarılı işlerdi ama ben kızımın ilk adımlarını Van’da film çekimindeyken kaçırdım. O mutlu anı hiçbir zaman geri alamayacağım. Şimdi o güzel anıları kaçırdığım için o kadar üzgünüm ki. Ama o dönem de öyle yaşanması gerekiyormuş demek ki...

 Yeni bir hayata başladığınızı söylüyorsunuz. Bu yeni hayat neler getirdi?

Geçmiş hatalarımdan bugünkü doğrularımı bulmaya çalışıyorum. Çok yoğun çalıştığım yıllarda da çok erken kalkardım ama hep bir yere yetişmek içindi. Uyumaya, yemek yemeye vaktim olmazdı. Bir şeyler oluştururken kendinizi beslemezseniz cepten yiyorsunuz. Aileme, hayatıma, öğrenmeye, kendimi eğitmeye ağırlık vermeye başladım. Daha sakin, daha tadını çıkararak, daha basit yaşamaya çalışıyorum...

 Hayatta ve ilişkide bu kadar sakin ve huzurlu olmanızı neye borçlusunuz?

Iş, aile, kardeşlik hangi ilişki biçimi olursa olsun, kabul edemeyeceğim tek şey saygısızlık ve hırçınlık. “Her şeyin modası geçer. Modası geçmeyen tek şey saygıdır” derdi annem... Ne güzel dermiş meğer. Herkese karşı mümkün olduğunca açık, şeffaf ve saygılı yaşamaya çalışıyorum. Çekirdek bir güven duygusu vardır bilirsiniz; onu muhafaza edebildiğimiz sürece sorun yok. Tartışmalar, düşünce ayrılıkları da olur elbette. Samimi olmak laubali olmak değildir. Bütün ilişkileri laubalilik bitirir.

‘HAYATIMIN YORUMA AÇIK OLMASINI İSTEMİYORUM’

Evliliğinizden sonra birçok yorum aldınız. Aynı yorumun erkeğe yapılmaması bir kadın için çok incitici değil mi?

Geçenlerde bir yazı okudum Twitter’da, kadınlara cinsiyetçi küfür edenlerin büyük çoğunluğu ne yazık ki yine kadınlarmış. Erkekler için böyle yorumlar yapılmazken bu yorumları erkekler de yapmıyor. Bunlar tabii ki üzücü şeyler ama ben artık özel hayatımla haber olmak istemiyorum. Yazılar yazmak, tecrübelerimizi paylaşmak başka bir şey ama artık çok içeriden özel hayatımla ilgili şeyleri anlatmaktan kaçınıyorum. Bunları paylaşmak, başka insanların hayatlarımız hakkında söz hakkının olmasına sebep oluyor. Bu çok yorucu ve gereksiz bir durum. Hayatımın yoruma açık bir halde olmasını istemiyorum.

‘BAŞARIYLA BERABER BİR GİRDABA KAPILDIM’

Hayatınızda birçok değişiklik yaptınız. Bunlara ne sebep oldu?

99 depremi ve büyük ekonomik krizin ardından tavrım, dilim, programım antidepresan gibi gelmişti izleyiciye. Ama sonrasında başarıyı taşıyabilmek çok zordu. Başarı ve tanınmayla beraber zorunluluk sandığım bir girdaba kapıldım. 40 yaşıma girdiğimde çok yorulduğumu fark ettim. Yavaş yavaş kendimi geri çekmeye başladım. İnsanın illüzyondan çıkıp gerçek meselelerle ilgili bir idrake gelebilmesi ne zor...

‘YENİDEN ANNE OLMAYI İSTİYORUM’

Efe Bey’le evliliğiniz nasıl gidiyor?

Bir şeyi ne kadar kendi içinde yaşayabilirse değerini o kadar koruyabiliyormuş insan. çok hata yaparak öğrendim bunu. Kimseyi ayıplamamaya, kınamamaya çalışıyorum. Geçmişe baktığımda bana özel kalması gereken şeyleri çok saklayamadığımı görüyorum. Eşim de basında yer almaktan mutlu olan biri değil. Yaşamımı değiştirmemle birlikte Efe’yle tanıştım. Bana, ‘Biz kamera arkasındakiler kendinizden bile sakladığınız şeyleri görebiliriz’ demişti ilk sohbetimizde. Gördüğü güzel bir şey olmalı ki bugün birlikteyiz.

Hep kızınız Lal’in büyümesini kaçırdığınızdan bahsettiniz. Bu durum onu nasıl etkiledi?

Böyle dediğimde bana, ‘anneciğim ben senin söylediğin hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Sen her zaman vardın’ diyor. onun açısından bir eksiklik yok ama annelik vicdanını rahatlatmak imkânsız.

Tekrar anne olmak ister misiniz?

Yeniden anne olmayı çok istiyorum. Özel bir çabamız yok ama allah bağışlarsa bir çocuk daha kucaklamaya hazırız elbette.

‘İÇİMDE BİR OĞLAN ÇOCUĞU VAR’

Program öncesinde tatil yapabildiniz mi yoksa sonbahara mı kaldı?

Anlaşma öncesi kızım ve eşimle bir tatil yaptık. Kızımla gençliğimin 6 yılını geçirdiğim Berlin’e gittik. Eşimle de sevdiğimiz filmlerin çekildiği şehirleri ziyaret etme planımız dahilinde Sicilya’da ‘Baba’ filminin çekildiği köylere gittik. Sanırım içimde bir oğlan çocuğu var. ‘Baba’ filmini çok severim. Repliklerini ezbere bilirim, herhalde 20-30 kere seyretmişimdir.