'7'den 70'e herkesi güldüreceğiz'

‘Güldür Güldür Show’un beğenilen skeçleri ve fenomen karakterleri, çocukların enerjisiyle buluşuyor. Çocukların pozitifliğinin ‘Güldür Güldür Show’un en beğenilen skeçleri ve fenomen tiplemeleriyle birleştiği ‘Güldüy Güldüy Show’, 1 Temmuz Cuma akşamı Show TV’de başlıyor. Programın moderatörlüğünü Ezo Sunal üstleniyor. Yıllardır çocuklarla gerçekleştirdiği çalışmaların verdiği uzmanlığı sahneye taşıyacak olan Sunal, skeçler öncesinde bol kahkahalı sohbetleri ve yönlendirmeleriyle programa renk katacak. Programın oyuncu kadrosundaysa 23 birbirinden yetenekli çocuk yer alıyor: Beren Gökyıldız, Berat Efe Parlar, Melissa Giz Cengiz, Ceren Reis, Alp Akar’ın yanı sıra Yusuf Batuhan Kıraç, İhsan Berk Aydın, Efe Aydın, Melis Kara, Alperen Efe Esmer, Esat Polat Güler, Berke Mutlu, Defne Erşen, Gülse Göçer, Mert Erdoğdu, Sarp Doruk Kayan, Nehir Gökdemir, Kadir Toprak Karaman, Dora Dalgıç, İkra-İlknur Külahlıoğlu, Eda Döğer ve Zeynep Çelik. Ezo Sunal’la buluşup program hakkında merak edilenleri konuştuk...

‘ABİMDEN TÜYOLAR ALIYORUM’

İzleyicileri nasıl bir program bekliyor?

‘Güldür Güldür Show’un en sevilen skeçlerini çocuklara uyarlayacağız. İnsanlar bir de onların gözünden izleyecekler. Bunun yanı sıra çocukların enerjisinden ortaya çıkan sürpriz skeçler de cak. Her hafta sanat ve müzik dünyasından ünlüleri de konuk edeceğiz. Amacımız güldürmek, eğlendirmek ve insanları dertlerinden bir nebze de olsa kurtarabilmek.

 ‘Güldür Güldür Show’un moderatörlüğünü üstlenen abiniz Ali Sunal’dan, moderatörlük konusunda tüyolar aldınız mı?

Yarışmayı sunacağımı öğrendiğim ilk gün yakasına yapışıp “Anlat Ali” dedim. Ondan tüyolar almaya devam ediyorum. Sonuçta 118 bölümü devirmiş bir isimden bahsediyoruz. O bana “Kendin ol ve eğlen” önerisinde bulundu. Sağolsun ilk bölümde de bize konuk oldu. Onun desteğini inkâr edemem.

‘Güldüy Güldüy Show’un kadrosundaki çocuklar nasıl belirlendi?

400 çocuk arasından 23 çocuk seçildi. Hepsi çok yetenekli. Bitmek bilmeyen bir enerjileri var. Çocuklar programa ısındıkça kendi başlarına karakterler de yaratacaklar. 

2007 yılından bu yana Ezo Sunal Çocuk Atölyesi’nde yüzlerce çocuğa müzik, dans ve fen gibi dersler veriyorsunuz. Bu çocuklara ek olarak 23 çocuk daha çıktı. Çocukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Programda günlük hayattaki gibi öğretmenlik yapmadığımı hatırlamam gerekecek. Üstesinden gelmekte ne var ki? Çocuklarla nasıl konuşulacağını, nasıl direktifler vereceğini bildikten ve içten olduktan sonra her şey çorap söküğü gibi geliyor. Çocuklarla iyi bir iletişim kurmanın yolu sadece sevgiden geçiyor. Bu yolu bildiğim için onlarla çok mutluyum. 

‘YAZ KAMPI HAVASINDA GEÇECEK’

 ‘Güldüy Güldüy Show’ aracılığıyla çocuklara tiyatro alışkanlığı da kazandırabileceğinizi söyleyebilir misiniz?

Kesinlikle! Çocukların tiyatroya karşı bir bakış açısı kazanmaları, işin perde arkasını görmeleri, sanatın ilk önce kendini ifade etme aracı olduğunu anlamaları ve sosyal arkadaş çevrelerini genişletebilmeleri bakımından oldukça önem arz ediyor. Çocuklara tiyatro alışkanlığı kazandıracağımızı düşünüyorum. Bunun dışında programımız çocuklar için yaz kampı havasında geçecek. Bir tatil beldesinde değil de 70 milyonun önünde yaz kampı yapacaklar. Oyunculuk yapsınlar veya yapmasınlar, bu onlar için büyük bir deneyim olacak. Çok güldürecekler.

Çocuklar ekran arkasında sizi zorluyor mu peki? Yaramazlıkları var mı?

Bizim çocukların standartın dışında yaramazlıkları yok. Hem çocukların yaramaz olması sağlıklı bir şey. Çocukların yaptığı yaramazlıkları engellemeye çalışmak gereksiz olur diye düşünüyorum.

Atölyenizde yıllardır temelinde hareket, ritim ve müzik olan ‘Orff’ dediğimiz yaklaşımı uyguluyorsunuz. Bir eğitimci olarak çocuklara nasıl yönelmemizi önerirsiniz?

Çocukları fikirleri, karakterleri, benzerlikleri ve farklılıklarıyla kabul etmemiz gerekiyor. Onları hiçbir arkadaşlarıyla kıyaslamamalı ve onlarla konuşurken gözlerinin içine bakmalıyız. Bu şekilde bir ilişki kurduğunuzda çocuğun mutsuz olma ihtimali sıfır. Çocuklarla çatışmaktan ziyade uzlaşma yoluna gitmek lazım.

 

‘ENERjİMİ ÇOCUKLARA BORÇLUYUM’

Dışarıdan bakıldığında ‘anaç kadın’ izlenimi veriyorsunuz. Böyle bir tarafınız var mı gerçekten?

Masum, yaratıcı ve dürüst çocukların etrafında olmak bana huzur ve enerji veriyor. Çocuklara karşı olan ilgimi 14 yaşında annem anaokulu açtığında fark ettim. Sevdiğin bir mesleği yapmak gerçekten lüks. İnanır mısınız sık sık onlarla evcilik oynuyorum. Sonrasında yüzümde aptal bir tebessüm oluşuyor. Çocuklar, dertleri ve kederleri unutturuyor. Onların dünyası çok güzel. Her insan günde 15 dakikalığına da olsa anaokuluna gidip o havayı teneffüs etmeli. Ben enerjimi çocuklara borçluyum. A ma bütün bunlara rağmen anaç bir tarafım olduğunu düşünmüyorum.

 Bir çocuğunuz olsun istemez misiniz?

Çocuk sahibi olmak isterim ama acelem yok. Bir an evvel çocuğum olsun diye yanıp tutuşmuyorum. Olursa ne güzel olur, olmazsa da olmaz. Zaten anaokulunda 60 tane çocuğum var. Bir de bunlara programla birlikte 23 çocuk daha eklendi. Her şeyin hayırlısı diyelim.

 

 

‘ÇİFTE HEYECAN YAŞIYORUM’

Uzun yıllar önce sadece bir dizide yer almıştınız. Yıllar sonra ekrana dönecek olmak size ne hissettiriyor?

Sokaktaki insanların beni yakından tanıyacağı, böylesine değerli bir iş yaptığım için çok heyecanlıyım . Hem sahne önünde hem de televizyon ekranında milyonlarca insanla buluşmak bana çifte heyecan yaşatıyor. Bu program benim için tiyatro ve televizyon hevesini almak için mükemmel bir fırsat.

 

‘ŞÖHRET İLGİMİ ÇEKMİYOR’

Kemal Sunal’ın kızı olmanıza rağmen sizi hiç bir dönem şöhret olma arzusu içerisinde görmedik. Mütevazılığınızı da hep korudunuz . Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Teşekkür ederim. Kimi  insan popüler olmayınca mutlu olur ya ben de öyleyim işte . Bu programda da bir şey başarmak için moderatörlük yapmıyorum . Atölyede yaptığım iş beni tatmin ettiği için belki de şöhrete hiç meraklı olmadım . Şöhret ilgimi çekmiyor. Popüler olma derdim de hiç yok .

‘BALON UÇURMAK VARKEN NEDEN TELEFONA BAĞIMLI OLUNSUN?’

Günümüzde her yaştan çocuğun elinde akıllı telefonlar var. Bir eğitmen olarak bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Benim ilk telefonum 18 yaşında olmuştu. Ama gelin görün ki şimdi 2 yaşındaki çocuk bile telefon kullanabiliyor. Bizim ekipte bile babalarından daha iyi telefon kullananlar var. Okul öncesi dönemindeki çocukların günde en fazla 20 dakika telefon ve tablet kullanmalarına izin verilmeli. Çocuklara cazip gelebilir ama sokakta balon uçurmak varken niye telefona saatlerce bağımlı olunsun ki?

‘ÇALIŞINCA ZİNDE OLANLARDANIM’

Boş zamanlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Evde geçiriyorum. Sosyalleşmeye vaktim kalmıyor. Spor yapmayı ve çocuk kitapları okumayı seviyorum. 

Yaz sezonunu tatil beldelerinde geçirmek yerine İstanbul’da kapalı bir ortamda geçirmek size ne hissettiriyor?

Tam isabet oluyor. Yaz tatilini, denizi ve güneşi hiç sevmiyorum. Bütün gün şezlongda güneşlenenleri hiç anlamamışımdır. Onların yerinde olsam çıldırırdım herhalde. Dağ başında yürüyüş yapmak bana daha iyi geliyor. Kış insanıyım. Çalışmayı da çok seviyorum, çalışınca zinde olanlardanım.