Başbakan Tayyip Erdoğan, sanatçılarla yaptığı demokratik açılım kahvaltıları kapsamında bugün Dolmabahçe’deki ofisinde tiyatro ile sinema dünyasının ünlü oyuncu ve yönetmenleriyle bir araya geldi. Toplantıya katılan isimler Toplantıya gideceğini açıklayan isimler arasında ise Türker İnanoğlu, Metin Akpınar, Ediz Hun, Sinan Çetin, Mustafa Altıoklar, Yılmaz Atadeniz, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Mehmet Ali Erbil, Hülya Avşar, Ekrem Bora, Meltem Cumbul, Lale Mansur bulunuyor. İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşması: Sinemamızın, tiyatromuzun ünlü simalarıyla beraber olmak, sizleri ağırlamak bizim için heyecan verici bir durum. Tarih boyunca bir kitap okuyup hayatı değişen çok sayıda insan vardır. Ama kitabın yanında, tiyatro oyunlarının, filmlerin ne kadar katkı sağladığını, neler kattığını biliyoruz. Açık hava sinemalarını unutamıyoruz. Bu atmosferi yaşadık. Filmi sadece seyretmeyen filmin içinde adeta kaybolan nice insanlar gördüm. Sinema salonlarından gözü yaşlı çıkan, 1 hafta kendine gelemeyen insanlar gördüm. Türk filmlerinin gösterildiği geceler sokaklarının nasıl bomboş olduğunu, ailece nefessiz olarak seyrettiğimizi hatırlıyoruz. Şimdi bile insanların televizyon başına kilitlenmesi bu alandaki başarının kanıtıdır. Başarılı dizilerimiz, oyunlarımız, filmleri uluslararası ödüller kazanıyor, başarılar sağlanıyor. Kameranın önündeki, arkasındaki herkesi kutluyorum. Tüm emektarlara şükranlarımı sunuyorum. Sanatçı başkalarının diyemediklerini, ifade edemediklerini ortaya koyabilen kişidir. Sanatçı başkalarının göremediğini, hissedemediğini hissedendir. Sanatçı başkalarının söyleyemediklerini söyleyendir. Bu salonda bulunan ve bulunmayan onlarca yönetmenimizin, oyuncumuzun ortaya koydukları eserlerle hayatı nasıl değiştirdiğini biliyorum. Bazen tek bir kare, tek bir kare replikte uzun bir konuyu anlatabiliyor. 2005 yılında bir teörör saldırısında kaybettiğimiz Mustafa Akad'ın 'Çağrı' filmi islam dünyasına bakışı değiştirmeye yetmiştir. Köyden kente göç meselesi üzerine bir sürü eserler verilmiştir ama 'Gurbet Kuşları' filmi olayı en trajik şekilde ortaya koyan filmdir. Şerif Gönen, Mustafa Altıoklar'ın, İlker İnanoğlu, Ömer Kavur, Halit Refiğ'in çalışmaları Türkiye'nin gerçeklerini ortaya çıkarmıştır. Zeki Alasya bugün aramızda yok ama onun eşi gibi sayılan Metin Akpınar'ın çalışmaları tartışılmaz. Ortada bir sorun varsa görmezden gelmek sorunu çözmüyor. Zamanla kangren haline geliyor. Bu ülkenin otoriteleri Yılmaz Güney'in filmlerine kulak vermiş olsaydı bugün çok farklı olurdu inanın. Yavuz Turgul'un 'Eşkiya' filmi de keza öyle. Mesut Uçakan'ın filmleri daha samimiyetle izlenseydi Türkiye çok daha farklı bir yerde olurdu. Ama üzülerek ifade ediyorum. Sizlerin bu güzel eserlerle ortaya koyduğunuz eserler sağır duvarları aşıp gerçek yerine ulaşmadı. Bizim amacımız sizin eserlerinizi ortaya çıkarmak, duyurmaktır. Bizim bir gönül yaramız var. Vizontele, Güneşe Yolculuk, Masumiyet, İki Dil Bir Bavul, Güneşi Gördüm gibi eserlerin anlatmak istediklerini el ele verip anlatmak istiyoruz. Sevgili Cem Yılmaz Vizontele'de 'Zeki Müren de bizi görecek mi' diye soruyor ya. Zeki Müren'i bilmem ama biz hükümet olarak her şeyi görüyoruz. Derviş Zaim'in anlattığı gibi filler tepişirken çimenler ezilmesin istiyoruz. Yaşanan sorunlar var. Yaşananlar ciddiyetle gündeme alınmadı. Hasır altı edildi. Tomris Giritoğlu’na da ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Devletin binlerce yıllık azınlıklara hoyratça davrandığını anlattı. Bu ülkede yaşayan her vatandaş dini, dili her ne olursa olsun bizim vatandaşımızdır. Herhangi bir farklı uygulamayı kabul edemeyiz. Çanakkale Destanı'nda her dinden, kültürden insan çarpıştı, savaştı. Şehit oldu. Demokrasiyi, barışı savunan Türkiye aşırı hassasiyet içerisindedir. Benim geçen hafta Londra'da yaptığım açıklama yanlış anlaşıldı. Kaçak çalışan Ermenistan çalışanlarımızın hakkında farklı, olumsuz bir ifade içinde olmam mümkün değildir. Bütün dünyada hiç ilgili olan veya olmayan ülkelerin böyle bir kampanya başlatmaları kabul edilir değildir. Bilmedikleri konularda uluorta kararlar almasınlar diyorum. Biz bugüne kadar meseleyi iyi niyetle ele aldık. İnsani yaklaşımımızın yanlış noktalara çekilmemesi gerekiyor. Ermenistan başta olmak üzere ülkemizdeki bir kısım köşe yazarları Diaspora'ya karşı gelmezken, bizi böyle davranılması anlaşılır değildir. Ermenistan sefalet içindedir. Ermenistan haklı çevre ülkelere göç etmektedir. Yaşam şartları tükenmiştir. Ben bunu sayın Putin'in ağzından dinledim. Kendisi bana anlattı. Bu açıklamalarımın techir gibi yanlış kavramlarla kullanılması talihsizliktir. Nubar Terziyan'ın ve Kenan Pars'ın hatırasına bu konuyu açıklamak istedim. 20/3/2010 11:05:36 |
|||||
Diğer Haberler
|
|||||

|



