''Ekip uyumu başarıyı getirir''

Jessica May artık içimizden biri. 2 sezondur Show TV ekranından ‘Yeni Gelin’ dizisiyle evlerimize konuk oluyor. Son derece sıcakkanlı ve sevecen. Fotoğraf çekimimiz çok eğlenceli geçti. ‘Su gibi kız’ın çekimleri resmen ‘su gibi aktı’. Beni en çok şaşırtan, Türkçe’yi bu kadar iyi konuşması oldu. Her gün yeni kelimeler öğrenmeye çalışıyor ve öğrendiği her kelime onu çok mutlu ediyor. İnce ruhlu, zarif, neşeli, eğlenceli, sıcacık... O bizim ‘Yeni Gelin’imiz. İşte Jessica May’in bilinmeyen öyküsü...

Adana’da hayat nasıl gidiyor?

Artık evim gibi hissediyorum. Çok arkadaşım oldu. Bana hep “Burada da evin var, istediğin zaman gel” diyorlar.

Düşünüyor musun Adana’dan bir ev almayı?

Yok, şu an düşünmüyorum. Çünkü devamlı İstanbul’a ve Brezilya’ya gidip geliyorum. 6 yıl oldu Türkiye’ye geleli, 2011’den beri İstanbul’dayım.

‘ÇİFTLİKTE, AĞAÇLARIN TEPESİNDE BÜYÜDÜM’

Türkçe’yi bu kadar iyi konuşmanda en önemli etken ne oldu?

Türkçe’yi çok sevdiğim bir şarkıya benzettim ve sözlerini öğrenmek istedim. Bir laptop’um vardı, internet bulduğum anda kelimelerin çevirilerine bakıyordum. Şu sıralar ‘aynen’ kelimesini çok duymaya başladım. Hemen anlamını öğrendim. Bir şeyi kafama taktığım zaman kimse beni durduramaz. Ben de bir gün sizin gibi Türkçe’yi tam konuşmak istiyorum. Sesimi kaydedip dinliyorum, daha çok yolum var. (Gülü- yor) Küçük bir kumbaram var ve o kumbaraya her gün kelimeler atıyorum. Dün ‘talep ediyorum’un anlamını öğrendim.

O zaman benden bir talebin olsa, bu ne olurdu?

Seninle hiç uzaklaşmayalım, hep iletişim halinde olalım isterim. Bunu talep ediyorum. (Kahkahalar)

Brezilya’yı özlüyor musun?

Çok özlüyorum çünkü ailem orada ama Türkiye de benim ikinci vatanım.

Ailen Türkiye’ye hiç geldi mi?

Gelmedi ama getirmeyi çok istiyorum. Brezilya’da çiftlikte yaşıyorlar, hiç o çiftlikten çıkmadılar. Onların dünyası çok küçük. Onlara da göstermek istiyorum.

Çocukluğun çiftlikte mi geçti?

Evet. 15 yaşımdayken, “Ben neden şehirde doğmadım?” diyordum. Oturduğumuz yerin toprağı kıpkırmızıydı. Okula gittiğimde arkadaşlarım, “Senin ayakkabılarının altı kırmızı olmuş” diye dalga geçerlerdi. Çok üzülürdüm, büyüyünce ne kadar şanslı olduğumu anladım. İyi ki çiftlikte büyümüşüm. Büyüdüğüm yer beni bambaşka bir insan yaptı. Belki şehirde büyüseydim böyle olamazdım. Hayvanların arasında, ağaçların tepesinde büyüdüm. At binerdim, babam beni öküzün üstüne koyardı. İneklerin su içtiği yerden kaç kere düştüm hatta bir keresinde boğuluyordum. (Gülüyor)

Süt sağdın mı?

Evet, çok zor. Babam tekniğini öğretti ama tam olarak öğrenemedim.

‘ANNELER, OĞULLARINI PAYLAŞMAK İSTEMİYOR’

Ailen ‘Yeni Gelin’i Brezilya’da izliyor mu?

Hiç kaçırmadan her bölümünü Youtube’dan izliyorlar. “Türkçe bilmediğimiz için ne dediğini anlamıyoruz, sadece devamlı koştuğunu, hareket ettiğini görüyoruz” diyorlar. (Gülüyor)

Dizide 3 kayınvaliden olduğunu biliyorlar mı?

Biliyorlar ve şaşırıyorlar ama hikâyeyi çok seviyorlar.

Peki Brezilya’da kayınvalideler nasıl? Onlar da bazen gelinlerini kıskanır mı?

Çok kıskançtırlar. Brezilya, Türkiye’ye çok benziyor. Bir oğulları var ve onu korumak istiyorlar. İlk âşık olduğu kadın annesi, sonra bir kadına daha âşık oluyor. Anneler oğullarını paylaşmak istemiyor. Bütün dünyada böyle. Benim annem ve babaannem her gün kavga ederdi ama yaş alıp tecrübe kazandıkça “Neden kavga ediyoruz? Biz aynı kişiyi seviyoruz” dediler ve kavgalar bitti.

‘Yeni Gelin’ ikinci sezonunda da zirveyi bırakmadı.

Evet, biz çok mutluyuz. Hikâyeler herkese çok komik geliyor. “Daha ne olabilir? diye düşünüyorsun, senaryo geliyor, “Yok artık” diyoruz. Yönetmenimiz aynı zamanda senaristimiz Ersoy Güler, o kadar değişik hikâyeler yazıyor ki, “Nereden buluyorsun? Nasıl aklına geliyor?” diyoruz. (Gülüyor) Biz de çekerken çok gülüyoruz. Gülmelerimiz yüzünden çekimler aksıyor. Birbirimize bakarken bile gülüyoruz. Ekip uyumumuz çok iyi.

Tam bir ekip başarısı.

Benim ilk işim ama tecrübeli olan herkes, “Bu kadar iyi enerji yakalamak gerçekten zor. Çok şanslıyız” diyor. İlk işimde bu kadar güzel bir set ve ortamla buluştuğum için çok şanslıyım.

‘Brezilya’ya Türk damat gidiyor’

Kalbin dolu mu?

Evet, kalbim dolu.

Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

Düşünüyoruz. Önümüzdeki temmuz ayında, Brezilya’da inşallah. ‘Yeni Gelin’de evli birini oynuyorum ve karakter olarak evliliği yaşıyorum. Galiba yavaş yavaş Bella gibi olacağım. (Gülüyor)

Erkek arkadaşın Türk mü Breziyalı mı?

Türk, ben Türkleri çok sevdim. Brezilya’ya Türk damat gidiyor.

Sen de ‘Yeni Gelin’ olacaksın o zaman?

Evet, dizi gerçek hayatım olacak. (Kahkahalar) Türkiye’nin yeni gelini olacağım.

Çocuk fikrine nasıl bakıyorsun?

30’dan sonra düşüyorum. Daha yolun başındayım, planlarım var. Çocuk çok büyük bir sorumluluk. Çocuğun olduktan sonra tüm hayatın değişiyor. Şu an işime odaklanmak istiyorum.

‘Favori yemeğim mıhlama’

Çok zayıfsın, pek yemek yemiyor musun?

Yiyorum. (Gülüyor) Ama benim midem küçük sanırım. Çok yemek yiyince kendimi kötü hissediyorum. Az miktarda yiyorum. Ama bütün gün bir şeyler atıştırırım. Çünkü çok acıkıyorum. (Kahkahalar)

Türk yemeklerini seviyor musun?

Tabii, favorim mıhlama. Bana ne zaman getirirsen yerim. Bayılıyorum, günde 4 tabak yiyorum.

Gerçekten mi? Kendin mi yapıyorsun?

Evet, Karadeniz’e gidince yapmayı öğrendim. “Bana mıhlama yapmayı öğretin” dedim. Kuymak yapmayı da öğrendim. İskenderi de çok seviyorum. Biz Brezilya’da her hafta sonu mangal yakardık. Burada da çok et ve döner var.

En iyi hangi yemeği yapıyorsun peki?

Barbunyayı çok iyi yapıyorum. Brezilya’daki en bilinen yemeğimiz pilav ve barbunyadır. Ben de güzel yaparım.

 

Röportaj: Ömür Sabuncuoğlu

HT Magazin

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?