‘Dışın güzel için boşsa kalıcı olamazsın!'

Show TV’nin reytinglerin zirvesinden inmeyen dizisi ‘Yeni Gelin’in Dilan’ı Şilan Makal, “Yetenek olmadıktan sonra güzellik bir işe yaramaz. Dışın güzel, için boşsa sektörde kalıcı olamazsın. Sağlam
adımlar atıp disiplinli bir şekilde yoluma devam edeceğim” diyor.

Milyonlar, Şilan Makal’ı Show TV’de ekrana gelen ‘Yeni Gelin’ dizisinde canlandırdığı Dilan Duman karakteriyle tanıdı. İlk oyunculuk deneyimini yaşayan Makal, kısa sürede yerli hayranlar kadar Arap hayranlar da edindi. Hem ekrandaki duruşu hem de güzelliğiyle her geçen gün adından biraz daha söz ettiren Makal, dizinin çekimlerinin yapıldığı Adana’dan izin alıp söyleşimizi gerçekleştirmek üzere İstanbul’a geldi. Balat’ın renkli sokaklarında dolaştığımız genç oyuncuyla hem diziyi hem de hakkında merak edilenleri konuştuk...

 

YENİ GELİN, İYİ BİR ALTERNATİF’

‘Yeni Gelin’ ikinci sezonunda tüm hızıyla devam ediyor. Diziyi bu kadar popüler kılan ne oldu sizce?

Dizide yer alan karakterlerin hepsi insanların günlük yaşantılarında karşılarına çıkan karakterler kadar gerçek. Absürd komedide güzel bir dil yakaladık. Seyircilerin bize teveccüh etmeleri ekrandaki komediye olan açlığın en büyük göstergelerinden biridir. Ekrana baktığımızda komedi

türünde dizi neredeyse hiç yok. İnsanların fazlasıyla gülmeye ve neşelenmeye ihtiyacı var. İçerisinde dram ve kasvet barındıran işlerden çok sıkıldılar. ‘Yeni Gelin’ iyi bir alternatif oldu. Reytinglerde birinci olmamız hiç de rehavet yaratmıyor.

Dizide canlandırdığınız Dilan karakteri ilk sezon Hazar’a âşıktı. Kimi çevreler tarafından ‘yılan’ olarak değerlendiriliyordu. Bu sezon karakterinizde olumlu anlamda çözülmeler yaşandı galiba...

Yeni sezonda Dilan’ın Ferhat’a duyduğu aşkın hırsa dönüşmesi yüzünden Hazar’a yaklaştığı ortaya çıktı. Halbuki Dilan, Ferhat’a âşık! Bundan sonra Ferhat’la duygusal süreçler yaşayacaklar. Bazen içimden “Keşke Dilan kötülük yapmaya devam etse” diyorum. Bu karakterin bükebileceğim pek çok
yanı var. Önümüzdeki bölümlerde Dilan’ı mutlu göreceğiz. Çünkü yeni bir aşka yelken açtı. Artık ağlamaktan ziyade gülecek. İlk projemde beklediğimi fazlasıyla buldum. Özgüvenim şu an tavan vaziyette.

Adana’da ortam nasıl?

Bu sete okul gözüyle bakıyorum. Mustafa Avkıran, Sema Keçik, Renan Bilek ve pek çok usta oyuncuyla aynı setteyim. Benim için okul gibi. Set bittikten sonra herkes otellerine gidiyor ve yine birlikte kahvaltı yapıyor. En başta beni set ortamı gerilimlidir diye korkutmuşlardı. Hiç de öyle değilmiş! Adana’ya gelince, İstanbul’dan hiçbir farkı yok. Tek kötü yanı sıcağı! Bir ara güneşe ateş etmeyi bile düşündüm.

‘YAĞLIBOYA YAPMAK TERAPİ GİBİ’

Adana’da at binme eğitimi aldınız. Setten arta kalan zamanlarda ne yapıyorsunuz?

Tenise gidiyorum, dans eğitimi alıyorum. Son dönemde yağlıboya tablolar yapmaya başladım. Tuvale insan, hayvan ve manzara resimleri çiziyorum. Sanatın iyileştirici gücüne inananlardanım. Set olmadığı zamanlarda yağlı boya yapmak bana terapi gibi geliyor, stres atıyorum.

Bugüne kadar size önyargıyla yaklaşan oldu mu?

Güzellik konusunda önyargı oldu. Biri güzelse oyunculuğu kötüdür diye bir algı var. Ama bu algı şu an yıkıldı! Ekranda güzellik ve estetik bence çok önemli ama yetenek olmadıktan sonra güzellik bir işe yaramaz. Dışın güzel, için boşsa sektörde kalıcı olamazsın.

‘GELİŞİM YOKSA EKMEK DE YOK!’

Genç oyuncuların en büyük problemi nedir sizce?

Disiplin! Genç oyuncular çalışmayı pek sevmiyor. Aslında ülkemizde genel olarak böyle bir durum var. Göbekli futbolcular var mesela. Bir şirkette 10 kişi varsa 2’si çalışıyor, 8’i yatıyor. Ben oldukça planlı ve programlı yaşarım. Gerekirse arkadaşlarımla görüşmem, odama geçer tarih kitabı okur veya film izleyerek kendimi geliştiririm. Gelişim yoksa ekmek de yok çünkü!

Sinema için kendinizi hazır hissediyor musunuz?

Evet. Kendimi gösterebileceğim bir dramda oynamak isterim. En büyük hayalim de Nuri Bilge Ceylan veya Çağan Irmak’la çalışabilmek.

‘Tarihteki tüm belgeleri yalayıp yuttum’

Oyuncu olmaya ne zaman karar verdiniz?
10-11 yaşından bu yana içimde oyunculuğa karşı pozitif bir yaklaşım vardı. Sürekli dizi ve film repliklerini okurdum. Üniversitede Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nü kazandım ama içimdeki oyuncu olma ateşi hiç sönmedi. Tarihteki tüm savaşları, tüm belgeleri yalayıp yuttum ama oyunculuğa kapılarımı hiç kapatmadım.

Okul hayatınız nasıl geçti?

Lisede arkadaşlarım beni parmakla gösteriyorlardı. Çok çalışkandım. Sözel çıkışlı biri olarak şunu da belirtmeliyim ki oyunculuk matematik işi değil, sözelci işidir! Okuldayken ezberim oldukça kuvvetliydi.

‘Emojilerle aşkı tüketiyoruz’

Bu yoğunlukta aşka vakit kalıyor mu?

Şu an görüştüğüm biri var ama evlenmeyi düşünmüyorum.

Aşkı nasıl tanımlarsınız?

Aşkta dostluk çok önemli. Güven, sadakat ve tutku olmazsa, aşk yarım kalır. Günümüz insanı aşktan ziyade telefonlara saplandı. Gerçek aşk maalesef çok az yaşanıyor. Sürekli sosyal medyada
olur, sevdiğinle orada yazışırsan yüz yüze geldiğinde konuşacak bir şeyin kalmaz. Sosyal medya
aşkı köreltiyor, insanoğlu emojilerle aşkı tüketiyor. Diyalog her zaman kazandırır.

‘100’ü aşkın evlenme teklifi aldım’

Geçtiğimiz günlerde çok sayıda evlenme teklifi aldığınızı açıklamıştınız. Bunu biraz açar mısınız?

İnsanlar herhalde okumayacağımı zannediyor ama her türlü mesajı okuyorum, bu mesajlar yüzümü güldürüyor. İnsanların sempatisini kazanmak güzel bir his. Son 1 yılda 100’ü aşkın evlenme teklifi aldım.

Evlenme teklifi dışında başka ilginç mesajlar da geliyor mu?

Beni “Sütlü çikolata” ve “Yılan” diye çağıranlar çok oluyor. Esmer oluşumdan ötürü insanlar beni Araplara ve İranlılara benzetiyor. Halbuki İstanbul doğumluyum. Hatta bir keresinde Adana’da bir Arap beni çevirip Arapça yol tarifi sordu.

 

Ropörtaj : Arif Nur 

 

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?