‘Klavye Delikanlıları genç seyirciyi çok iyi yakalıyor’

Uzun süredir ekrandan uzak kalan oyuncu-sunucu Seray Sever, SHOW TV’nin sevilen komedi dizisi ‘Klavye Delikanlıları’ndaki Güneş karakteriyle televizyona geri döndü. Ünlü oyuncu, ekrandan uzak kaldığı dönemde neler yaptığını, güzellik sırlarını, özel hayatını ve dizide canlandırdığı karakteri HT Magazin’e anlattı.

‘Klavye Delikanlıları’na nasıl dahil oldunuz?

En son Mazhar Alanson’la bir komedi dizisi çekmiştik. Ondan sonra yaklaşık 4 senedir hiçbir şey yapmıyordum. Son zamanlarda içimde bir oyunculuk aşkı kabarmıştı. Bu dönemde muhabbet etmek için Süreç Film’e uğradım. İnci Gündoğdu bana bakarak “Güneş” dedi, sonra Murat Şeker’i aradı. Diziye bu şekilde dahil oldum. Uzun süredir okuduğum en kaliteli projeydi.

Güneş nasıl bir karakter?

Öncelikle dizinin çok keyifli ve güncel bir konusu var. Güneş bir çete lideri. ‘Kurtlar Vadisi’nden beri bu tarz bir kadını oynamak istiyordum. ‘Dadı’da canlandırdığım kadın da komikti. Şimdi en sevdiğim iki karakterimin karışımını oynuyorum. Güneş biraz değişik bir kadın. Hem sert hem sahtekâr. Zekâsıyla dolandırıcılık yaptığı için kaba kuvvete gerek kalmıyor. Bir de her şeyden önce Güneş ismini çok sevdim.

Güneş ismini neden çok sevdiniz?

Herhalde astrolojiyle ilgilendiğim için. Güneş’i duyunca ‘Ben hiç bunu isim olarak düşünmemiştim daha önce’ dedim. Bir de çok enteresan, rollerimle aramda bir etkileşim oluyor.

Ekrandan uzak kalmanızın nedeni neydi?

Ben kariyeri yaparım, ondan sonra ‘Burada her şeyi yaptım galiba’ deyip sıkılırım ve başka şeyler yaparım. Mesela sunuculukta her istediğimi yaptıktan sonra oyunculuğa geçtim. Ondan sonra prodüksiyon yaptım. Bir ara kozmetik markası zinciri açtım.

Neden aynı işte devam etmiyorsunuz?

İçimde oyunculuk aşkı var. Hem fiziksel desteğim hem de eğitimim var. Bir de üniversitede ekonomi eğitimi aldığım için sanırım. ‘Kafam da çalışıyor’ deyip ara ara şirket işlerine dalıyorum. Bu yüzden prodüksiyon işleri yaptım. Demet Akbağ’la, Elçin Sangu’yla dizi çektik. Ama sonra yoruldum. Benim esas işim o değil. Kendime yapabileceğimi kanıtladım. Sonra içimdeki esas aşkı öldürdüğümü fark ettim. Ekranı ve oyunculuğu çok özlemiştim. Magazinel olarak da çok ortada yoktum. Magazinin oyunculara pek faydası yok.

Neye dayandırarak söylüyorsunuz bunu?

Bugün Hülya Avşar bir dizi çektiğinde o yine Hülya Avşar yani. Oradan karaktere girmesi çok zor. Benim için de aynı sorun vardı. Ara versem de bir şekilde insanlar tanıyor, seviyor. Seray Sever’in mesela Güneş’in önüne geçmemesi lazım.

Diziyle ilgili nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?

Çok tatlı şeyler duyuyorum. Çok güzel yorumlar geliyor. Benim ‘Dadı’daki takipçilerim de büyüdü. Şimdi bakıyorum Instagram’daki kitlem 25-35 yaş arası. Demek ki o zaman 14 yaşındakiler şimdi takipçim olmuş. Bu dizi zaten genç kitleyi acayip yakalıyor.

‘Klavye Delikanlıları’ nasıl bir dizi sizce?

Herkesin izlemesi gereken bir dizi. Eğlenirken birçok şey öğrenebilirler. Bugün CEO’lar da dolandırılıyor. Sanal olduğu için yakalamak da zor oluyor. Ben bir işin iyi olduğunu şuradan anlıyorum, izlerken kim ne yapmış diye bakmayıp dalıp izlersem o iş başarılıdır. Burada da öyle. Çocuklar çok iyiler. Çok değerli oyuncular da var zaten.

‘ANNE ROLÜ YAKIŞTIRILMIYOR’

Rolünüzle gerçek hayattaki ortak özellikleriniz neler?

Aslında benden çıkan bir rol. Kadının Batılı bir duruşu var. Üniversite mezunu, galeri sahibi bir kadın. Zekâsını çalışmadan para kazanmak için kullanıyor.

Dizideki rolünüzde de kadınlığınız ön planda...

Demek ki hâlâ bu tarz rollere uygun görülüyorum. Bugün anne rolü de oynarım ama herhalde daha o yakıştırma yapılmadı.

‘İLK DEFA ÇOCUK YAPMAK İSTİYORUM’

Sizin ilişkiniz nasıl gidiyor?

Benim özel hayatımdaki huzurum, 3.5 senedir var. Mutluluğu buldum.

Evliliğe doğru gidiyorsunuz o zaman...

Evet ona zaten “Eşim” diyorum. Öyle bakıyorum. Ruh eşimi buldum diye düşünüyorum. Bu nedenle bu süre içinde çalışmayıp sadece ilişkimi yaşadım, merkezime döndüm.

Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

Evet istiyorum. İlk defa bu insan istetti. İlk defa bu duyguya sahibim.

‘INSTAGRAM’DAN EVLİLİK TEKLİFİ YAĞIYOR’

Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor musunuz?

Çok aktif kullanmıyordum ama Twitter ilk açıldığında en fazla benim takipçim vardı. Mesela Okan Bayülgen’i ben zorla sokmuşumdur Twitter’a, şimdi kaç milyon takipçisi var. O zamanlar her şeyi yazıyordum. Sonra bir ara bıraktım. İşimizin gereği olarak Instagram kullanıyorum, herkes ulaşabiliyor bana. Sosyal medyanın en büyük avantajı şu: Sizinle ilgili çıkan yalan bir haberi oradan düzeltebiliyorsunuz. Eskiden gazetecileri arardın. Şimdi daha kolay.

Ünlülerin takipçilerle başı dertte. Siz hiç atışma yaşadınız mı klavye delikanlılarıyla?

Bana fazla olmuyor. Takipçilerim diziyle ilgili çok mutlu. Bizim ünlüler karşılıklı polemiğe giriyorlar ama bende o yok. Öyle bir durumda ya engelliyorum ya da siliyorum. Laf dalaşına girmem. Kişisel almam için bire bir diyaloğum olması gerekir. Klavye arkasından sallamayı cesaretsizlik olarak görüyorum. Dizinin ilk bölümünde de işledik bu konuyu.

Gelen yorumlar arasında en ilginci hangisiydi?

Evlenme teklif ediyorlar çok gülüyorum. Kız arkadaşı olduğu halde yazan ve kız arkadaşından ‘Allah belanı versin’ diye tepki alan da oldu. Ben arada kalıyorum. Bir de ayak fetişisti tipler var. Daha önce ayağıma 100 bin dolara sigorta yapılmıştı. Bunu bilen bazı erkekler yazıyor, hemen siliyorum.

‘ASTROLOJİYLE HAREKET EDERİM’

Astrolojiyle çok ilgilisiniz. Bu hayatınızı nasıl etkiliyor?

13 yaşından beri astrolojiyle ilgiliyim. 5 yılda eğitimlerimi tamamladım. Türkiye’deki hiçbir astroloğun geçemediği master sınavını geçtim. Eğitim almaya devam ediyorum. Geçen gün Eray dedi ki bana ‘Bence kimse astrologla evlenmez. Çünkü her şeyi bir şeye bağlıyorsunuz’ dedi. Hayatımın o kadar içinde ki.

Diziye başlamadan önce de yıldız haritasına baktınız o zaman...

Tabii ki televizyona girmem gereken dönemi, durmam gereken dönemi biliyordum. Tekrar yapılanma sürecim başladı. Bizim dizi Merkür retrosunda başlayacaktı. Murat’a da söylüyordum, ‘İnşallah 7’sinden önce başlamaz’ diye. Ve o tarih kaydı. Merkür düzeldi. Yaptığım her şeyi buna göre ayarlarım.

Mistik bir yanınız var. Totem yapar mısınız?

Eskiden çok vardı ama şimdi her adımımda Ayet-el Kürsi okuyorum. Günde 100 kere filan okuyorum. Namaz da kılıyorum. Evimde Peru’dan bir taş var. Millet tek taş takar, benim evimde o değerde o taş var. Dünyada bir iki tane olan kedi gözüm var. Onlar çok kıymetli. Bazen enerjisi temizlensin diye tuzlu suya batırırımEskiden çok vardı ama şimdi her adımımda Ayet-el Kürsi okuyorum. Günde 100 kere filan okuyorum. Namaz da kılıyorum. Evimde Peru’dan bir taş var. Millet tek taş takar, benim evimde o değerde o taş var. Dünyada bir iki tane olan kedi gözüm var. Onlar çok kıymetli. Bazen enerjisi temizlensin diye tuzlu suya batırırım.

Röportaj: Ebru AYAZ

HT Magazin

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?