'Bizi çalışmak kurtarır’

Show TV’nin ‘Çukur’ adlı dizisinde ‘Vartolu Saadettin’i canlandıran Erkan Kolçak Köstendil, bu sezon birçok sinema filmiyle beyazperdede de boy gösterecek. Bir de tiyatro projesi olan ünlü oyuncu, “Çalışmamız lazım! Bizi çalışmak kurtarır; az konuşmak, çok iş yapmak, kıymetli bir şeyler bırakmak için çaba göstermek” diyor.

Rol aldığı ‘Aut’ adlı tiyatro oyunu aracılığıyla tanıştım Erkan Kolçak Köstendil’le... Performasını izlerken “Bu çocukta başka bir şey var” demiştim. Üzerinden 6 sene geçti, röportajlar, dost sohbetleri derken emin oldum ki onu başka kılan yeteneğinden önce pırıl pırıl, çocuk kalbi! SHOW TV’nin ilk bölümüyle büyük beğeni toplayan ‘Çukur’ adlı dizisinde, kendisiyle taban tabana zıt bir adamı, intikam ateşiyle yanıp tutuşan mafya lideri Vartolu Saadettin’i canlandırıyor. “Dizinin ilerleyen bölümlerinde bu kötü ve karanlık adamın aydınlık taraflarını da görebilecek miyiz?” diye merakla beklerken, Erkan’a hayatı aydınlatan insanlardan biri olduğu için teşekkür ediyorum. Dünyada ne kadar iyilik varsa hepsinin Erkan’ın başına gelmesi dileğiyle... Buyurun sohbetimize...

Sana “Çukur’un bir parçası olmalıyım” dedirten ne oldu?

Bir sene öncesine kadar televizyonda ya da sinemada bir şey seçerken sadece oynayacağım karaktere bakardım. Son bir senemse kimlerle çalışacağıma odaklanmakla geçti. Çünkü bir yerden sonra, bu yoğun çalışma temposunun içinde kendinizi tekrar etmeye başladığımız dönemler oluyor. Bu, oyuncunun en büyük handikabı. O yüzden geçen senenin biraz okul gibi geçmesine özen gösterdim. Uğur Yücel’le, Şener Şen’le, Erkan Can’la ve Çetin Tekindor’la çalışma fırsatı buldum. Geçen sene benim için tekrar konservatuvara gitmek gibiydi. Çetin Hoca’yla (Tekindor) çektiğimiz film bittikten sonra kendim için bir şey yapmak istiyordum. ‘Çukur’un senaryosu geldiğinde ve Vartolu’yu ilk okuduğumda benim için düşünecek hiçbir şey yoktu. Çok sıkıntsız ve hızlı bir süreç oldu. Okulu bitirip tekrar mesleğe başlıyormuşum gibi hissettim kendimi. O heyecanla da ‘Çukur’da rol almayı hemen kabul ettim. 

‘VARTOLU, SÜRPRİZLERLE DOLU’

Şimdilik sadece ‘Çukur’a intikam almak için döndüğünü bildiğimiz Vartolu, dizinin ilerleyen bölümlerinde bizi çok şaşırtacak gibi görünüyor...

Karakter analizinde intikam almak için döndüğü yazıyor ama neden intikam almak istediğini bilmiyoruz. Vartolu, çok sürprizli, ne yapacağı hiç belli olmayan bir karakter. Her an, her saniye insanları şaşırtabilir. Birinci bölümde biraz daha ağırbaşlı tarafını gördük ama ilk 4 bölümün senaryosu üzerinden şunu söyleyebilirim; çok daha manyak hallerini göreceğiz. 

Matruşka gibi bir karakter yani. Böylesini oynamak çok keyifli oluyor öyle değil mi?

Öyle. Günümüzde bir dizinin minimum 13 bölüm sürdüğünü düşünelim. Bu, geçmişin 39 bölümüne tekabül ediyor. Bir karakteri 1 sezon bile oynarken, eskinin dakikalarına göre 3 sezon oynuyorsun. Yorucu bir temponun içinde, enerjinin birazcık düştüğü an seyirci bunu hemen anlıyor. Vartolu karakterini okuduğum zaman uzun süre oynamaktan sıkılmayacağımı düşündüm. Bu karakterle yolculuğumun uzun olabileceğini görüp heyecanlandım.

Adı, Muş’un, Cemal Süreya’nın bir şiirine de konu olan Varto İlçesi’nden geliyor...

Hiç girme oralara Ece, konuşamam! Hikâyenin sürprizi kaçmasın!

‘İYİ BİR SEÇENEĞİZ, BEKLERİZ’

Doğu aksanı için özel bir eğitimden geçtin mi?

Muşlu, Vartolu insanlardan rica edip ses kaydı aldırdık ama onlar doğal olarak biraz daha İstanbul şivesiyle konuşmaya çalışmışlar. Çok tatlı şeyler gönderdiler bize. “Şiven yüzde yüz doğru Muş Varto şivesi mi?” diye sorarsan, o da ileriki bölümlerde göreceğimiz bir sürpriz.

Sürpriz üzerine sürpriz, en gizemli röportajımız oluyor bu!

Bu sefer öyle!

Vartolu’nun elinde tespih değil, demirden bir zincir var...

Evet. Özellikle tespih olmamasını istedim çünkü İdris’in elinde eski bir tespih var. Kabadayıyla mafya arasındaki farkın altını çizmek için tespihi dejenere eden, bozan bir demir zincir almak istedim elime.

İnsanlar neden bu diziyi seyretmeli?

Akşam dizi seyretmek istiyorlarsa biz iyi bir seçeneğiz, bekleriz. Bu arada, Youtube’dan ve sosyal medya analizlerinden görüyoruz ki Türk dizileri sayesinde dünyadaki 140 küsur ülkeden kim olduğumuzu, ne yaptığımızı bilen insanlar var. Yüzlerce ülkeye dizilerle bir şey söyleyebiliyorsak bu fırsatı doğru değerlendirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Bunu her alan ve herkes için söylüyorum, çalışmamız lazım! Bizi çalışmak kurtarır; az konuşmak, çok iş yapmak, daha kalitelisini yapmak, kıymetli bir şeyler bırakmak için çaba göstermek.

 

‘Patlayan şeker de patlayan silah da her zaman var’

Dizide patlayan şeker yaptıkları sahneyi izlerken, “Bir zamanlar hepimiz bu masumiyetteydik, patlayan şekerlerimiz vardı. Şimdiyse durmadan patlayan silahlar var” diye düşündüm...

Patlayan şeker de, patlayan silah da her zaman var. Çocukken patlayan şekerle ilgilenirken, yaşımız ilerledikçe patlayan silahla ilgileniyoruz. Esasında biz değişiyoruz, önemsediğimiz şeyler değişiyor, dünya değişmiyor. İyilik ve kötülük her zaman var. Dönem dönem, hangisinin daha çok övgü aldığına, saygı uyandırdığına göre değişiyor hikâye. Ben bu dönem geçtikten sonra tekrar iyiye ve iyiliğe gereken değeri vereceğimize inanıyorum.

‘Çağ Çalışkur’la bir tiyatro projemiz var’

Seni sahnede izlemeyi çok özledim. Bu sezon var mı bir oyun?

Var ama oyuncu olarak içinde yer almayacağım. Çağ’la birlikte (Çalışkur) Craft Tiyatro için üzerinde çalıştığımız ‘Shakespeare Müzesi’ diye bir proje var. Biliyorsun Çağ çok seçicidir, Craft’ta hep düzgün işler yapıyorlar. Projeyi ona götürdüm, heyecanlandığını görünce ben de heyecanlandım. Bütün boş vakitlerimde bu proje üzerine kafa yoruyorum, umarım sezona yetiştireceğiz.

‘Çocukluk hayalim gerçekleşti’

Rol aldığın ‘Babam’ filmi vizyonda. Bu sezon sinema açısından senin için bereketli bir yıl olacak bildiğim kadarıyla...

Evet. ‘Babam’ insanlar birbirlerine sevgiyle dokunduklarında hayatın nasıl değişebileceğini anlatan çok naif bir film, bir parçası olmak çok kıymetliydi. Yavuz Turgul’un ‘Yol Ayrımı’ filminde 1-2 sahnem var. O dünyanın içinde olmak çocukluk hayalimdi, gerçekleştiği için çok mutluyum. Giresun’da çektiğimiz ‘Sibel’ filmi var. Bir de Müslüm Gürses’in filmi çekiliyor, ben konuk oyuncuyum.

‘Bir gün o şehre geri döneceğiz!’

Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışma kategorisi kaldırılınca Kaan Müjdeci, bir Ulusal Yarışma düzenledi. Onur Ünlü de senin de rol aldığın ‘Put Şeylere’ adlı filmle ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandı. Ne diyeceksin bu konuda?

Kaan Müjdeci’ye çok teşekkür ediyorum böyle bir şey yaptığı için. Tarık Akan’lardan Kadir İnanır’lara, Hülya Koçyiğitler’den Türkan Şoray’lara, onların mirasına, emeklerine sahip çıkmak aynı zamanda bizlerin de görevi. Diyeceğim şu: Bir gün o şehre geri döneceğiz! 

'Çare insan birliği'

Yazıp yönettiğin, 4 kısa filmden oluşan bir projen de var...

‘Su’, ‘Suma’, ‘Anason’ ve ‘Şeker’ adlarında 4 kısa filmden oluşuyor. ‘Suma’ hazır, yakında festival yolculuğu başlayacak. 2 senenin sonunda da 4 kısa filmden oluşan bir sinema filmimiz olacak. Bir de 9 bölümlük bir internet dizisi var: ‘Tırnık in Amsterdam’. Yarısı Amsterdam, yarısı İstanbul ayaklı bir iş. Ben dünyanın her ülkesindeki birçok gencin, içinde bulunduğumuz sistemin insanlığı bölüp bölüp ayrıştırmasının saçmalığıyla ilgili aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Benimle aynı şeyi düşünmeyene, düşündüğü şeyi savunduğu için saygım sonsuz ama Hollanda’da, Amerika’da, Suudi Arabistan’da benimle aynı dünya görüşüne sahip gençlerin olduğunu biliyorum. Kendimi onlarla hemşeri hissediyorum. Çare insan birliği diyorum.

 

‘Biz birbirimize konuşuyoruz’

Cansu’yla (Tosun) nişanlandınız. Ne güzel bir çiftsiniz siz ya...

Teşekkür ederiz. 

Bu kadar mı?

Ne diyeyim ki Ece? Sen görüyorsun, biliyorsun zaten bizi, çok mutluyuz.

Benim sizde gördüğüm şey hayatın içinde kaybettiğimiz temizlik.

Ay ne güzel bir şey söylüyorsun. Gerçekten konuşmama gerek yok, biz birbirimize konuşuyoruz zaten, bundan daha kıymetlisi var mı?

 

Röportaj: Ece SARUHAN | Gazete Habertürk

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?