‘Hâlâ delice sevdalar yaşanıyor’

Erkan Kolçak Köstendil (Mehmet), Cansu Tosun (Bahar), Cankat Aydos (Kemal), Itır Esen (Şükran), Mehmet Esen (Osman), Zafer Algöz (Faruk) ve Erkan Can (Hulusi) gibi isimlerden oluşan zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken ‘Bir Deli Sevda’ adlı dizi, bu akşam ilk bölümüyle SHOW TV ekranında olacak. İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yaşayan Bahar’ın, zengin bir işadamı olan Mehmet’le yaşadığı sıra dışı ve maceralı aşk hikâyesini konu alan dizinin zengin oyuncu kadrosunda Deniz Uğur ve Erdinç Gülener de yer alıyor. Dizide Alev ve Cengiz adlarında bir karı-kocayı canlandıran ikiliyle, ‘Bir Deli Sevda’ ekseninde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

 

'MONOTON KARAKTERLER DEĞİL'

Öncelikle ‘Bir Deli Sevda’da canlandırdığınız Cengiz ve Alev Gökdeniz karakterlerini sizden dinleyebilir miyiz?

Erdinç Gülener: Cengiz çocukluğundan beri hırslı, gözü yükseklerde olan, bencil, inatçı bir adam. Amacı uğruna her şeyi yapabilecek biri; kırabilir, dökebilir, yok edebilir. Bu yüzden de tehlikeli. İnsanları çok iyi kullanabiliyor ve onlardan kolayca vazgeçebiliyor.

Deniz Uğur: Alev oldukça depresif. Bu da bana birden fazla yönümü ortaya çıkarabilme imkânı sunuyor. Düz, monoton bir karakter değil. Birçok duygu dönüşümü var. Alev, kızı Buket’in doğumundan sonra onunla gerçek anlamda anne-kız ilişkisi kuramamanın sıkıntısını yaşıyor. Buket’in Alev’den uzaklaşmasında en büyük pay kuşkusuz Cengiz’in! Büyük bir sırrı ve baba korkusu var. Annesiyle, kızıyla, eşiyle çatışmaları var.

‘ÇOK DERİNLİKLİ BİR SENARYO’

Cengiz ile Alev’in 20 yıllık bir evlilikleri var fakat fragmanda izlediğimiz kadarıyla sağlıklı bir evlilik değil gibi...

E.G: Evet! Göstermelik bir evlilik aslında. Bu evlilikten ne Alev ne de Cengiz mutlu. Cengiz kendi amaç- ları doğrultusunda yaşıyor ve bu da amaçlarını gerçekleştirmek uğruna yaptığı bir evlilik. Onun için bu evliliğin sürmesi gerekiyor, bu evlilik sayesinde amaçladığı ve uğruna savaştığı yerde. Alev, Cengiz için bir eş değil bir araç.

D.U.: Alev’in güçlü bir babanın kızı, varlıklı bir ailenin mensubu olduğu için güçlü bir egosu var. Ama üstünde de Cengiz’in yaptığı büyük bir baskı ve tehdit var. Sırrı afişe olursa başına büyük felaketler gelebilir. Babası orada korkutucu bir unsur. Düşmanca bir diyalog var aralarında. O sahneler çok renkli oluyor, güzel çatışmalar bunlar.

Senaryonun hangi yönü sizi cezbetti?

E.G.: Çok derinlikli bir senaryo. Beni ilk cezbeden de bu oldu. Her karakterin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir derinliği var. Bunu günümüzde bir- çok dizide göremiyoruz. İkinci olarak da oynadığım karakterin derinliği beni çok etkiledi. Uzun süredir bir kötü adam oynamayı düşünüyordum. Cengiz’in bu kötülükleri beni cezbetti.

D.U.: Düz, sıradan olmayan renkli bir karakter Alev. Sıra dışı roller hoşuma gidiyor. Minimal oyunlarla onu renklendirmek zevkli oluyor. Bir de oyuncu kadrosu cezbetti tabii ki...

 

‘Aile kavramının önemini hatırlatacağız’

Erdinç Bey dizide Bahar’ın öldüğünü düşündüğü babasını oynuyorsunuz. Bahar da ailesinin bir bütün olmamasından ötürü sıkıntılı süreçler geçiriyor. Günümüzde aile kavramının yeterince anlaşıldığını, değer gördüğünü düşünüyor musunuz?

Erdinç Gülener: Biz aile kavramına çok bağlı bir toplumuz. Aile bizim için çok önemli bir değer. ‘Bir Deli Sevda’da aile kavramının güzel işlendiğini düşünüyorum. Birbirine çok bağlı bir anne-kız hikâyesi var. Öte yandan Cengiz kendi öz kızı için düzgün bir baba değil. Kendi ailesine sırt çevirmiş. Ama diğer kızı Buket için baktığımızda çok sevgi dolu bir baba. Velhasıl, aile kavramının önemini seyircilere bir kez daha hatırlatacağız. Bizim toplumumuzda aile her şeydir. Aile, her şeyden önce gelir.

 

‘Konuşmadan anlaşabiliyoruz’

 

Dizinin kadrosunda tiyatro kökenli çok sayıda oyuncu var. Bu isimler ilk kez aynı projede seyirci kar- şısına çıkacak. Ekip olarak uyum sürecini çabuk atlatabildiniz mi?

Erdinç Gülener: Ekip o kadar güzel bir maya tuttu ki... Çok eğlenceli her şeyden önemlisi. Mütevazı insanların bir araya geldiği çok güzel bir kadro. Dediğiniz gibi de birçoğu tiyatro kökenli oyuncu ve bu işimizi bir tık daha kolaylaştırıyor, zevkli hale getiriyor.

Deniz Uğur: Benzer tornadan çıkmış olmanın, tiyatro terbiyesinin, oyunculuk tekniğinin, bilgisinin, görgüsünün herkeste eşit seviyede var olması büyük konfor sağlıyor. Önceden yolumuz kamera önünde kesişmedi ama birbirini illaki bir projede izlemiş insanlarız...

E.G.: Mesela biz Deniz’le karı-koca oynuyoruz ve ben çok rahat ediyorum. Deniz’in ne yapacağını gözünden anlı- yorum. Konuşmadan anlaşabiliyoruz.

 

‘Kalite peşindeki seyirci bizi tercih edecektir’

 

Seyirci ‘Bir Deli Sevda’yı neden tercih etmeli?

Erdinç Gülener: Çünkü işimizi severek yapıyoruz, çok emek harcı- yoruz ve seyircilere güzel bir şey sunacağımızı biliyoruz. Çok iyi bir hikâ- yesi olan bir iş.

Deniz Uğur: Bizi tercih etmeli çünkü ‘Game of Thrones’ dizisinin yeni sezonu henüz yayınlanmaya başlamadı. Ne seyredecekler bu yoklukta? Kalite peşindeki seyirci bizi tercih edecektir diye düşünüyorum. Teknik olarak da üst düzey bir iş çıktı.

Günümüz şartlarında ‘bir deli sevda’ yaşamak mümkün mü sizce?

E.G.: Tabii ki mümkün. Sevda, aşk her zaman var. İlişkilerde biraz yıpranmış olabiliriz ama hâlâ delice sevdalar var ve bir yerlerde yaşanıyor, biliyorum.

D.U.: Sevdanın her türü delicedir. Aşk dediğimiz şey çok mantıklı bir şey değil. Seçerek, ölçüp biçerek düşü- nerek karar veremezsin o duyguya. Zaman içinde tecrübe kazandıkça belki bu duyguyu dizginlemeyi öğreniyoruz. Daha mantıklı seçimler yapabiliyoruz. Ama bu da bir tercih.

 

‘Aşk bütün kanunları yıkar’

 

Dizide zengin bir genç adam ile fakir bir genç kızın aşklarına tanık olacağız. Bu tür farklılıklar hep tartışma konusu olmuştur. Sizce çiftler birbirini sevdikten sonra dayatmalar ne denli etkili olur?

Erdinç Gülener: Bu dayatmaların hiçbir faydası olacağını düşünmüyorum. Olduğunu da görmedim. Çiftler birbirini olduğu gibi kabul etmeli, olduğu gibi sevmeli!

Deniz Uğur: Bu tartışılabilir bir konu. Sosyal çevreler birbiriyle uyumsuzsa bu bir ilişkide problem haline gelebilir. Mesela sosyologlar görücü usulünü bir parça onaylarlar çünkü birbirine benzer sosyal statüdeki ailelerin çocukları da birbiriyle daha uyumlu hayat sürdürebilir gibi bir görüşleri vardır. Daha çok bundan kaynaklanabilir o çatışma. Apayrı çevrelerde büyümüş iki insanın arasında uyumsuzluklar olur. Ama tabii ki paranın ve imanın kimde olduğu hiç belli olmaz. O yüzden aşk söz konusu olduğunda bu mantık çerçevesinde söylediğimiz hiçbir şeyin geçerliliği kalmıyor zaten, aşk bütün kanunları yıkar yani.

Sizin pencerenizden aşkın tanımı nedir?

E.G.: Aşk benim için sevdiğin birinde kaybolmaktır. Güzel bir birlikteliğin içinde kaybolmaktır. Ve güzel bir kaybolmaktır bu! Yekvücut olmaktır.

D.U.: Aşk, hormonal bir hezeyan durumudur. O yüzden akıl dışı şeyler yaptırabiliyor size. Aslında aşk, bütün yargılamalardan muaf tutulması gereken bir duygu çünkü naif ve güdüseldir! Duygu bile değil, bir içgüdü. O yüzden karşı konulamıyor, o yüzden bazen kural yıktırı- yor. Aşk olmasaydı bütün o tarihte yazılmış şiirler, sinema, tiyatro, sanat olmazdı.

 

‘Mahalle kültürüne tekrar kavuşmalıyız’

 

‘Bir Deli Sevda’ İstanbul’da mahalle kültürünün hüküm sürdüğü nadir semtlerden biri olan Balat’ta çekiliyor. Mahalle kültürünün içerisinde olmak size ne hissettiriyor?

Erdinç Gülener: Biz çocukken dışarıda oynardık ve karnımız acıktığında komşu teyzeye gidip yiyecek bir şeyler alabilirdik. Günümüz çocukları için üzülüyorum. Şu an yalnızlaştık, yalnızlaştırıldık! Mahalle kültürüne tekrar kavuşmamız gerekiyor. Balat’taki set ortamı çok eğlenceli. Camlarda, kapılarda herkes bizimle beraber. Aralarda sohbet ediyoruz, bizi evlerine davet ediyorlar. Her konuda çok yardımcılar

 

‘Sahnelerin sayısı kesinlikle artmalı’

 

Şevket Çoruh kendi imkânlarıyla ‘Baba Sahne’yi açtı. Sahne sıkıntısı hep gündemdeyken ne hissettirdi bu durum size?

Erdinç Gülener: Şevket’i bunun üstesinden geldiği için tebrik ediyorum. Oyuncular olarak hepimiz Şevket’in yanında olmalıyız. Şevket elini taşın altına koyarak mucizeyi gerçekleştirdi. Benim de en büyük hayallerimden biri tiyatro sahnesi açmak.

Deniz Uğur: Gerçekten takdir edilecek bir olay. Biz tiyatrocuların en büyük sıkıntısı sahnedir. Sahnelerimiz var aslında ama çoğu konferans salonu mantığında yapıldığı için gerekli sofita yüksekliği ve derinliği yok. Dekoru sığdıramıyorsun. Kulisler yeterli değil. Sahnelerin sayısı kesinlikle artmalı.

 

‘Çocuklar konusunda fanatik bir anneyim’

 

Dizide canlandırdığınız Alev karakteriyle kızı Buket’in anne-kız ilişkisi sıkıntılı. Siz de annesiniz. İdeal anne-kız ilişkisi nasıl olmalı?

Deniz Uğur: Çocuklar konusunda fanatik bir anneyim. Hep pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çocuk bana göre her zaman haklıdır. Özellikle ergenlikte çatışma yaşamanın riskli olacağını düşünüyorum, çünkü ergenlikte aile ile çocukların yaşadığı çatış- malar onları ileriki yaşamlarında koparabiliyor. Mümkün olduğunca uyumlu ve pozitif olmaya çalışıyorum ama bu her dediğine “Evet” demek anlamında asla değil. Kurallar koyuyorum ama biraz anlayışlı olmak gerektiğini düşünüyorum. Sihirli kelime anlayışlı olmak. Evladına anlayış göstermelisin. Çünkü onların aslında bilge ruhları var. Biz çok tecrübeliyiz ve her şeyi bildiğimizi zannediyoruz ama onlar çok daha net ve saf yani doğru şeyi görebiliyorlar.

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?