'Aşk umuttur'

SHOW TV’nin ilgiyle izlenen dizisi ‘Yeni Gelin’in genç yıldızları Onur Baytan ve Feride Hilal Akın, “Ferhat ile Şirin hepimizin hayali olan ama hiçbirimizin gerçekleştiremediği bir sevdayı yaşıyorlar. Bu sevda günümüzün yozlaşmış ilişkilerine inat tüm saflığıyla ve gerçekliğiyle dimdik ayakta duruyor” diyorlar

SHOW TV’nin kısa sürede izleyiciyle bütünleşen dizisi ‘Yeni Gelin’de Çoban Ferhat karakterini canlandıran Onur Baytan ve Şirin Bozok karakterini canlandıran Feride Hilal Akın’la çekimlerin gerçekleştirildiği Adana’da biraraya geldik. Oyunculuğun yanısıra profesyonel olarak müzik de yapan iki oyuncu, sosyal medyada seslendirdikleri şarkıları paylaşmalarının yanı sıra özgün esprileriyle de sanal âlemde fenomen olmuş durumda...

 


‘Yeni Gelin’de canlandırdığınız Ferhat ile Şirin karakterlerini sizden dinleyebilirmiyiz


Feride Hilal Akın:
Şirin Asiyeve Kalender’in biricik kızı ve şımarıklığı yüzünden Hazar’ın başına bela olan kız kardeşi. Oldukça enerjik, eğlenceli ve deli dolu olan Şirin için hayat bir ağanın kızı olduğunu unutup Çoban Ferhat’a âşık olmasıyla bambaşka bir hal alıyor. Aile her ne kadar bu duruma karşı çıksa da Şirin bu dünyaya aşk yaşamak için geldiğine inanıyor. Arzuladığı aşkı elde edip edemeyeceğini ilerleyen bölümlerde göreceğiz.

Onur Baytan: Ferhat, Bozoklar’ın çobanı, Şirin’in gönlünün efendisi. Onun için Şirin’in bir garip Ferhat’ı, gönlü aşk güden bir garip çoban diyebiliriz. Dağlarda gezip Şirin’i için türkü çığırmaktan gayribir şey gelmez elinden. Zira o bir garip çoban, Şirin ise bir ağa kızı. Ayrı dünyalarda olsalar da aynırüyayı görürler. Bu rüyayı hayrayormaya güçleri yetecek mi hep beraber merakla bekliyoruz!

Dizinin kısa sürede reytinglerde üst sıralara yerleşmesini nasıl açıklarsınız?

O.B.: Her işte olduğu gibi bu işte de büyük emek ve inanç var. Seyirci ekranda belki 20 kişiyi görüyor ama kameranın arkasında o 20 kişiyi gerçek anlamda varedebilmek için emek veren başta yönetmeniz Ersay Hoca olmak üzere neredeyse 200 kişi var!

F.H.A.: İnsanların kendilerini bulduğu bir dizi oldu. Tüm karakterler oldukça samimi geliyor. Enerjisi yüksek bir iş. İnsanların içini ferahlatıyor bu dizi. Her kitleye hitap eden bir dizi. İçinde ne ararsanız var. Komedi, dram,kara mizah ve aksiyon. Tek düze bir duygusu, dinamiği yok. Hikâyeler ve diyaloglar çok gerçekçi. Birçok duyguyu birden yaşatıyoruz.

O.B.: Türkiye’de bu kadar duygusal ve komik olan bir dizi yok. Bu dönem biraz olsun insanları güldürmek için biz varız.

Ferhat ile Şirin’in hikâyesisizde nasıl duygular uyandırıyor?

O.B.: Ferhat ve Şirin günümüzün yozlaşmış ilişkilerine inat tüm saflığıyla ve gerçekliğiyle dimdik ayakta duruyor. Ferhat’ın aşkı sınırsız, gözü kara ve sevdiğine kıyamıyor. Şirin ise tüm heyecanıyla bağlı Ferhat’ına. Adeta masallardaki gibi bir aşk. Hepimizin hayali olan ama hiçbirimizin gerçekleştiremediği bir sevdayı yaşıyorlar...

F.H.A.: Şirin çok güçlü ve aşkı için gözünü karartmış bir karakter. Ferhat’ın aşkıysa Şirin’den az değil ama onun bir ağa kızı olması şu an için en büyük engel gibi görünüyor. Gerçek hayatta da böyle farklar, sorunlar var. Şirin töreye karşı durabilecek mi Ferhat hikâyedeki gibi dağları delecek mi bekleyip göreceğiz.

Günümüzde Ferhat ile Şirin’in yaşadığı boyutta bir aşk yaşanabilir mi?

F.H.A.: Tabii ki yaşanıyor...Hem Anadolu’da, hem büyük şehirlerde, ekonomik yada sosyal farklara rağmen, büyük mesafelere rağmen aşkları için mücadele eden, kavuşmayı bekleyen, fedakârlıklar yapan her yaştan on binlerce insan var bence. Çünkü sonucunun buna değeceğine inanıyorlar. Bu çok saf ve değerli birduygu.

O.B.: Ferhat ile Şirin gibi âşıklar günümüz şartlarında vardır ama aynı saflıkta ya da aynı samimiyette var mıdır onu tam olarak bilemiyorum. Çünkü dünya şartları geliştikçe bizim insani duygularımızda değişiyor. Modern yaşamdaha mekanik duygularla sanki daha çok uyum sağlıyor. Bence burada iş biraz büyüklere düşüyor, bizleri aşka sevgiye daha çok teşvik etmeliler.

Aşkı nasıl tanımlarsınız?

F.H.A.: Aşkta, heyecanınız, tutkunuz,akıl ve mantığınız tamamen kontrol dışıdır. Artık her şeye cesareti olan, hayatta önem sırası tamamen karışmış, gereğinden fazla gülen ya da ağlayan, tuhaf karın ağrıları olan, hayata karşı müthiş motivasyonu olan birine dönüşebilirsiniz.Tabii bir de platonik aşkvar. Bu durum, dünyanın en mutluya da en mutsuz insanı yapabilirsizi. Bağışıklığınız düşebilir hasta olabilirsiniz ya da çok ciddi bir hastalıkla bu yolla savaşır ve kazanabilirsiniz...

O.B.: Aşk kıyamamaktır, aşkbir umuttur. Günü, geceyi onunla yaşamak, birlikte yoğrulmak ve birlikte yepyeni bir dünya yaratıp şekil almak... Ben biraz duygusalım,fazla romantiğim.

 

‘17 yaşımdan berisahnedeyim’

Sosyal medyada geniş çevrelerce tanınıyorsunuz ancak sokaktaki pek çok vatandaş için hâlâ kapalı kutusunuz. Oyunculuğa başlama serüveniniz nasıl gelişti?

F.H.A.: Uzun süre Ankara’da yaşadım ve liseyi burada bitirdim. Küçük yaşlarımdan beri müzik hayatımın orta yerinde aslında. Şarkı söylemek, yeni sözler karalamak,onları bestelemek, müzikal kimliğimi dinlediğim yeni şeylerle beslemek beni uzun yıllardır mutlu ve meşgul eden şey. 17 yaşımdan beri sahnedeyim. Alternatif, enstrümantal, etnik, elektronikve film müzikleri ilgilendiğimve keyif aldığım türlerdi. Geçen yıl sosyal medya hesabımdan paylaştığım şarkılar hayatımın seyrini bir hayli değiştirdi. Paylaşımsayıları milyonları bulunca Doğan Müzik’le tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Hayatımı ve kariyerimi planladığımız çok güzel bir ekiple yola devam ediyorum. Yapımcım Samsun Demir başta olmak üzere, Hakan Tunçbilek ve Emrah Güzel kokaren güzel tesadüflerim oldu bu yolda. Hatta çok yakında Tan Taşçı’ya ait ‘Bilir mi’ şarkımızın klibiyayında olacak. Yine ne güzel bir şans ki ‘Yeni Gelin’ dizisinin jenerik şarkısını seslendirmek için stüdyodayken yönetmenimiz ve dizimizin yazarı Ersoy Güler’le tanıştım.Ne büyük şans ki Şirin karakteri için aklındaki kimliğe yakın görmüşbeni. Karakteri, hikâyeyi paylaştı hemen. Büyük bir heyecan vemutluluk duydum ve tabii ki kabul ettim.

O.B.: Sesimin güzel oldugunu ilkokul öğretmenim keşfetmişti. Sonrasında babama danıştı, liseye kadar okuduktan sonra beni konservatuvara hazırladılar. Geçen sürelerde birçok ses yarışmasına katıldım, Türkiye birinciliğim oldu. Liseyi başarılı bir şekilde bitirdikten sonra üniversitede bölüm değiştirip ses eğitimi bölümüne geçiş yaptım ve şu anda bu bölümde okuyorum. Üniversiteye devam ederken popülerbir ses yarışmasına da katıldım. Yaklaşık iki yıldır Ebru Gündeş’in vokalistliğini yaparken bir çocukluk hayalim daha olan oyunculuğada menajerlik ajansım GCMA sayesinde kavuştum. ‘Yeni Gelin’ dizisinin Ferhat’ı olma hikâyem de böyle başladı. Küçüklükten beri hayalim oyunculuktu.

‘Kendimi müzikle ifade ediyorum’

Oyunculuk yapma gayeniz nedir peki?

F.H.A.: ‘Yeni Gelin’den önce de benzeri teklifler aldım ancak hem hazır olmadığım hem de hayatımda müziğe daha fazla yer olsun istediğim için reddettim. Ancak Şirin hem bazı yönleriyle bana çok benzer, hem de kendini çok zaman şarkılarla, müzikle ifade eden bir karakter. Bunun doğru ve güzelbir fırsat olduğunu düşündüm. Ersoy Hoca’nın yaklaşımı ve hikâyenin samimiyeti beni çok etkiledi. Bu benim için bir başlangıç. Tabii ki müzik hayatımın merkezinde olacak ama oyunculuk da tamamen bağımsız bir iş değil. Yaptığım her işten besleniyorum ben.

O.B.: Oyunculuk beni başka başka karakterlere götürüyor. Aslında gerçek hayatta olamadığım ama insan olma dürtüsüyle zaman zaman olmak istediğim her karaktere ya da her görünüme oyunculuk sayesinde ulaşabiliyorum.Sınırsız hayal etme ve hayallerinizi gerçekleştirme imkânı bu olsa gerek... Birgün çoban Ferhat, bir gün âşık Romeo bir başka gün Cingöz Recai olmak bence müthiş bir olay!


‘Emektar isimleri örnek alıyoruz’

Oyunculukta ve müzikte kendinize örnek aldığınız isimler var mı?

O.B.: Her ne kadar yolunçok başında olsam da müziğin ve sanatın tüm temsilcileri beni az biraz etkiliyor. Sanat müziği ustası Ahmet Özhan aldığım eğitimin en güzel temsilcisi olduğu için Gökhan Tepe ise yaptığı güzel bestelerle bizim jenerasyonun en üretken temsilcisi olduğu için onları örnek alıyorum. Oyunculukta ise daha yepyeni bir sayfanın ilk satırlarını yazıyorum. O yüzden işini iyi yapan her emektar ismi örnek alıyorum.

F.H.A.: İdol olarak gördüğüm biri yok ama Adele, Rihanna, Amy Winehouse, Şebnem Ferah, Sezen Aksuve Sıla hem şarkı yazarı hemsolist olarak çok sevdiğim ve keyif aldığım isimler. Oyuncu olarak da birçok isim olsa da özellikle Serenay Sarıkaya’yı samimi ve doğal buluyorum. Onur’un dediği gibi emektarher isim baş tacımızdır!

‘Sosyal medyayla popülerliğimiz arttı’

Sosyal medyada gerek esprili paylaşımlarınız gerekde seslendirdiğiniz şarkılardan ötürü hatırı sayılır bir hayran kitleniz olduğunu görüyoruz. Buna ilişkin neler söylersiniz?

O.B.: Sosyal medya hayatın bir parçası haline geldiği için bu mecradan insanların hayatına dokunmak banaçok iyi geliyor. Hangi kitleye nasıl hitap ettiğimi görüyorum,onların benden beklentilerine daha çok hâkim olabiliyorum ve o taleplere göre kendime yön veriyorum.

F.H.A.: Sosyal medyadaki paylaşımlarımı ve beni takip eden kitleyi önemsiyorum.Bazı konularda referans alıyorum. Toplumun genelinden tamamen farklı birmecra değil. Aşırılıklar tabiiki var ama kullanıcı profili biraz genç ve zamanla, doğru örneklerle düzelecek şeyler bunlar. Ben sosyal medya sayesinde müziğimi çok büyük kalabalıklara ulaştırdım, tanındım. İster istemez popülerliğimi zarttı. 250 bin takipçilibir Youtube kanalım var evde söylediğim bir şarkı bile böyle bir kalabalığa anında ulaşabiliyor. Bu harika bir şey, büyük şans diye düşünüyorum

 

 

Yeni fragmanlar, son bölümler ve en etkileyici sahnelerden anında haberdar olmak ister misin?