‘Cesur Yürek’te herkes yüreğini ortaya koydu’

Perşembe ekranının fenomen dizisi ‘Cesur Yürek’te, Murat rolündeki performansıyla büyük beğeni toplayan Faik Ergin, “Türkiye’nin fotoğrafını, dizideki hayal ürünü karakterlerle yakalıyoruz. Anlatması zor bir hikâyemiz varama ‘Cesur Yürek’te herkes yüreğini ortaya koydu” diyor

Milyonları perşembe akşamları SHOW TV ekranına kilitleyen ‘Cesur Yürek’te Ömer’in düşmanı Murat karakterini canlandırdan Faik Ergin, HT Magazin’e konuştu. Murat’ın salt kötü olmadı- ğını, koşullar içinde dönüştüğünü söyleyen yakışıklı oyuncuyla dizinin dinamiklerini, anlatımı zor senaryosunu ve özel hayatını konuştuk.

‘Cesur Yürek’ için erkek dizisi yorumu yapılıyor. Bu yoruma katılıyor musunuz?

Hikâyemiz bir kahramanlık hikâyesi. Kadromuz erkek ağırlıklı. Kahramanımız Ömer’in hem mafyayla hem devlet ilişkileriyle ilerleyen bir ağ örgüsü var. Türkiye’nin gündemini yakalayan bir hikâyemiz ve dilimiz var. Senaristlerimiz çok titiz ve hassas. Çok özen gösteriyorlar. Türkiye’nin fotoğrafını, dizideki hayal ürünü karakterlerle yakalıyoruz.

‘Cesur Yürek’in senaryosu da oldukça sürükleyici...

Aynen öyle. Çünkü hem hikâye anlatımı olarak son derece zor hem de konular hassas. Sadece Türkiye’yle ilgili söylemiyorum, kavga dövüş, mafya meselesi de içine girince konu hassaslaşıyor. Kaçakçılık ve Ortadoğu meseleleri gibi birçok şeye dokunuyoruz. Hem de oldukça kalabalık bir kadromuz var. Bu yönüyle de ‘Cesur Yürek’ herkesin yüreğini koyduğu bir iş.

‘Karton bir kötü adam değil’

Oynadığınız Murat karakteri ezildiği için kötülük yapan biri. Bu yönüyle seyirciye, bir insanın kötüye dönüşme evresini gösteriyorsunuz. Murat karakterine hazırlanırken ve bütün derinliklerini kafamda tasarlarken, en çok önem verdiğim şey bunu yansıtabilmekti. Klişe dizi jargonunda Murat’a kötü adam demek benim gözümde kolaycılık olurdu. Böyle bir karakter canlandırmak istemedim. Ezildiği yönünü seyirci görebiliyorsa bunu iltifat addederim. Çünkü karton bir kötü adam oynamak istemedim. Bu hayata bakış açımla da ilgili bir şey. Salt iyi ve salt kötü diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Yani bu bir çocuktu, bir şey yaşadı ve bir şeye dönüştü. Bunu göstermek istiyorum.

Çevre etkeniyle bireylerin değişebileceğini Murat karakteriyle görüyoruz. Sizce çevremizle empati kurabilmek için nasıl biri olmalıyız?

Lise yıllarımdan bu yana bana yöneltilen en anlamlı sorulardan biri şudur: Nasıl herkesle böyle bir iletişim kurabiliyorsun? Hiçbir zaman bireylere üzerlerindeki sıfatlarla, iyi, kötü, meslek grubu gibi ayrımlarla yaklaşmam. Karşımda benim gibi her baharatı olan bir insan var. Birinin biberi fazlaysa biraz şeker döker tatlandırırız. Doğru dili kullanmak gerekiyor. Bu da önce kendini tanımaktan geçiyor. Bir şeyi bilmekle kabullenmek arasında fark var.

‘Hepimizin bir yolu var’

Dizideki gibi hiç hemcinsinizi kıskandığınız oldu mu?

İki erkek kardeşim var. Biz çekirdek bir aileyiz. Ben kıskançlık, haset, sevgi veya paylaşmanın aileden ve mayadan geldiğine inanıyorum. Biz hep eşit büyüdük. O nedenle hiçbir zaman ne hemcinsime ne de karşı cinsime “Bende olmayan sende de olmasın” demedim. Kendimle barışığım.

Murat kendini gerçekleştirmek için etrafını kırıp döküyor. Onun açısından baktığınızda hayat tam olarak nasıl görünüyor?

Bir şey olmak isteyen insanlar bir yol seçerler kendilerine. Ve hepimizin bir yolu var. Bazen o yollar sapabilir, başka bireylerin alanlarına girebilir. O yolda Murat’ın hataları, kötülükleri ve zararları var. Sokaktaki hayat gerçekte de, dizide de sandığımızdan çok daha acımasız. Hayat çok hızlı akıyor sokakta. Özellikle de geceleri.

‘İlişki tanımım çok basit’

Gerçek hayatta geceleri hızlı yaşayan biri misiniz?

Kahvesini alıp parka çıkan bir adamım. Hayatımda kendime tanı-dığım en büyük özel anlarım, gece kaç olursa olsun kahvemi koyup parkta oturmak. Telefonu kolay kolay elime almam. Anlayacağınız gecelerim parkta ultra hızlı. Kahvekoliğim ve doğa hastasıyım.

Ünlü ve yakışıklı bir oyuncu olarak ilişkiniz var mı?

Benim hayat mottom “Simple is beautiful” yani “Basit nefistir”. Basit, evrendeki ulaşılması en zor şey. Anlamadığım şey iliş- kilerin neden bu kadar komplike hale getirildiği, birbirine yekten ve yürekten gitmek varken neden yolun karmaşıklaştırıldığı... Koca evrenin, minnacık bir atomdan ibaret olması gibi; bir pazar kahvaltısında, yan yana durabilmekten ibaret ilişki.