Emre ve Ece'nin aşkı ağlatacak!

Neziha KARTAL / HABERTÜRK MAGAZİN

SHOW TV’nin iddialı dizisi ‘Oyunbozan’ bu akşam saat 20.00’de seyirci karşısına çıkıyor. Başrollerinde Barış Kılıç, Tuvana Türkay, Serhat Tutumluer ve Gülçin Santırcıoğlu’nun yer aldığı dizi, kız kardeşinin intikamını almak isteyen Emre (Barış Kılıç) ve kız kardeşinin hayatını kurtarmak için bu oyuna dahil olan Ece’nin (Tuvana Türkay) adalet ve aşkla örülü hikâyesini konu alıyor.

■ İki yıl aradan sonra ‘Oyunbozan’la ekrana dönüyorsunuz. Bu projeyi kabul etmenize ne sebep oldu?

İki yıldır dizi yapmıyorum ama boş beklemiyorum. Dizi yapmayışımın sebebi inandığım bir senaryonun gelmemesiydi. Evde yığınla senaryo var. Bunu söylemekten hoşlanmıyorum ama ekrandaki her işin senaryosu bende mevcut. ‘Oyunbozan’ daha ilk sayfada heyecanlanmama sebep oldu. Ekranda uzun zamandır güçlü kadın hikâyesi yoktu. Sektörde bir kısırlaşma söz konusu. Bizim dizimizde ben olmasaydım da izlerdim. Fragmanlarını her seyredişimde ağlıyorum. ‘Oyunbozan’ sektörün aksine güçlü bir kadının hikâyesi.

■ ‘Oyunbozan’da canlandırdığınız Ece nasıl biri? İnsanlar onda ne görecek?

İnsanlar Ece’de masumiyet görecekler. Türk dizilerinde baskın karakter hep kötüdür. İnsanlar Ece’de masum karakterin de baskın olabileceğini görecekler. Ece’nin hayatı çok zor. Anne babası yok, kız kardeşi kanser ve teyzesinin evinde yaşamak zorunda. İnsanlar Ece’ye çok üzülecek. Ben oynarken bile dayanamıyorum. Ağlamadığım sahnelerde bile gözlerim doluyor.

■ Ece için dizinin kurbanı diyebilir miyiz?

Ece hayat şartlarının kurbanı oluyor. Çaresizlik insana her şeyi yaptırabilir. Oyunun içinde ama o aslında bir kurban. İleride belki de istemediği şeyleri yapmak zorunda kalacak. Bembeyaz başladığı hikâyede ‘Siyah Kuğu’ gibi gittikçe kararacak. İnsanlar bazen değişmek zorunda kalırlar ama kötü olmazlar. Kötü şeyler yapmak zorunda kalırlar.

‘OYUNBOZAN İÇİN BİR TOTEM YAPTIM’

■ Ece karakterine nasıl hazırlandınız?

Karakterlerimi hayal ederek çalışıyorum. Gözlerimi kapatıp Ece’yi hayal ediyorum. Evini, sokağını, odasını düşünüyorum. Kaç kitap okumuştur, ne tür kıyafetleri vardır? Bunları, hareketlerini hayal ediyorum. Yaptığımız şey belki sahte ama Ece karakteri benimle birlikte yaşıyor.

■ Projeyi kabul etmeden kimlerden fikir aldınız?

Normalde ailemle konuşurum ancak ‘Oyunbozan’ için bir totem yaptım. İki yıldır istediğim gibi bir iş gelmiyordu. Bu senaryoya çok inandım, nazar değmesin diye kimseye anlatmadım. Ailem bile bu işte olduğumu bilmiyordu. İnsana en çok sevdiklerinin nazarı değer. Annem fragman yayınlanınca öğrendi ve ‘Aşk olsun’ dedi. Biz çalışmalara başlarken annem bilmeden ‘Keşke Barış’la oynasanız’ dediğinde kendimi zor tuttum.

■ Hikâyenin ‘Oyunbozan’ı siz misiniz?

Dizide herkesin bir planı var. Herkes diğerinin oyununu bozma peşinde. İnsanlar, gerçek, hiçbir bölümü birbirinin aynısı olmayan, heyecanı hiç bitmeyen, kimseyi aptal yerine koymayan bir hikâye izleyecek.

■ ‘Oyunbozan’da hissedilecek en yoğun duygu nedir?

‘Oyunbozan’ın duygusu intikam. Hikâyeyi oluşturan ve bizi bir araya getiren duygu intikam. Ece’nin tarafından bakınca en önemli duygu vicdan. Ama sonrasında o da intikam duygusuna dönüşecek.

'BEDENİMİZİ KİRALADIĞIMIZ BİR İŞ YAPIYORUZ'

■ Güzelliğinizin yeteneğinizin önüne geçtiğini düşünüyor musunuz?

Saf güzelliğin hiçbir işe yaramadığını söylemekten artık yoruldum. Ben oyuncuyum ‘Geym of Bizans’ta soyundum, ‘Somuncu Baba’da örtündüm. Ama orada soyunan Tuvana değil ki. Ben soyunmuyorum, öpüşmüyorum veya sevişmiyorum. Bunları canlandırdığım karakterler yapıyor. Biz bedenimizi kiraladığımız bir iş yapıyoruz. Dizi sektöründe kameranın önünde başka birine dönüştüğüm için para alıyorum. Normalde kimse bana bunu yaptıramaz ama bu benim mesleğim.

'BU DİZİNİN BAŞROLÜ SENARYOSU'


■ ‘Oyunbozan’da sizi etkileyen ve ‘Bu işte olmalıyım’ dedirten şey ne oldu?

‘Oyunbozan’dan önce dört tane hikâye okudum. Her oyuncu bir iş bittikten sonra yeni işi farklı olsun ister. Ama günün sonunda hayatta karşımıza çıkan hikâyelerde bulur kendini. ‘Oyunbozan’ hiç görmediğimiz bir hikâye değil. Bazılarının defalarca yaşadığı, birçoğumuzun içinden çıkamadığı duyguların yer aldığı bir öykü. Bu dizinin başrolü hikâyesi. Her karakterin içinden çıkamadığı dertleri var.

■ Emre’nin hikâyesi nedir?

Emre’nin hüzünlü bir hikâyesi var. Kız kardeşi genç yaşta idealleri uğruna öldürülmüş. Bazılarının hemen halletmek isteyeceği bir duruma Emre mesafeli bakıyor. İntikam ve adalet duygusu arasındaki ince çizgide Emre bir karar vermeye çalışıyor. Olay sıcakken tepki vermiyor. Çünkü bunun bir süreç olduğunu düşünüyor. Emre hayatımda oynadığım en ilginç karakter. Nefret, adalet, ölümle kalım arasında her gün yaşadığı olaylardan dolayı adam ruh hastası olmuş. İntikam almak dünyanın en basit şeyi. Emre’nin meselesi öldürmek değil. Kendi yaşadığı duyguları düşmanına yaşatabilmek. Bunun adı intikam mıdır bilemem ama bu adalet duygusu. Günümüzde en çok ihtiyacımız olan şey adalet duygusu. Belki de adalete dair sorulara bir cevap olacağız. Adaletle intikam arasında ince bir çizgi vardır.

■ Fragmanlardan Emre’nin anti kahraman olduğunu düşündüm. Sizce öyle mi?

Burada insani şeyler devreye giriyor. Bir insan amacı için yapmayacağı şeyleri yapabiliyor. Emre’nin anti kahraman olarak başlaması doğruydu. Çünkü karşısında çok güçlü bir düşman var. Emre mantıklı davrandığı zaman başarılı olamıyor. Farklı bir yol tercih edip anti kahraman ve kötü biri olarak yola çıkıyor. Hiçbirimiz sütten çıkmış ak kaşık değiliz.

■ Emre’nin farklı bir karakter oluşu sizin için keyifli olmuştur...

Emre’nin birden fazla hali var. Hastanede gördüğünüz adamla evde yalnız kaldığındaki adam aynı değil. Karakterin bu şekilde dönüşmesi her oyuncunun arzuladığı bir şeydir. Bu hikâyeyi okurken de beni en çok etkileyen şey buydu. Emre ne yapacağını kestiremeyeceğiniz bir adam. Her gün ölümle burun buruna, hastalara hayat veren veya ölümlerini seyreden birinin normal olması beklenemez. Emre normal değil.

‘DUYGUNUN KLİŞESİ OLMAZ’

■ Önceki projenizde olduğu gibi ‘Oyunbozan’da da yine doktoru oynuyorsunuz. Bu durum seyirciye nasıl yansır?

Bu kez doçent oldum. Sonraki projede de profesör olurum artık. Hangi kadına ne zaman âşık olacağınızı bilemezsiniz. Bu da onun gibi. Bu yüzden seyircide olumsuz bir durum yaratmayacaktır. Duygunun klişesi olmaz. Önemli olan tarzın klişe olmaması.

'BU HİKÂYENİN İDDİALI BİR PARÇASIYIM'

■ Bir projenin başarısında oyuncunun etkisi nedir?

Dizinin başarısına oyuncu sadece katkı verir. Ben Barış Kılıç olarak elimden ne geliyorsa terimin son damlasına kadar çalışırım. Ama hikâyenin bütününe bakarım. Bir oyuncunun iyi olması bir şey ifade etmez. Bu hikâyenin iddialı bir parçasıyım ve elimden geleni yapıyorum. Seyirciye birçok sesi içinde barındıran bir orkestra sunuyoruz. Umarım beğenirler.

■ ‘Oyunbozan’da hissedilecek en yoğun duygu nedir?

Tabii ki adalet duygusu. Günün sonunda ulaşmak istediğimiz yer adalet. Diğerleri bunun peşinden koşan duygular. Herkesin ‘Adalet yerini bulsun’ dediği bir yer vardır.