‘Kış Güneşi’nde huzuru bulacağımı biliyordum’

Başrollerini Şükrü Özyıldız ve Aslı Enver’in paylaştığı Show TV’nin ilgiyle izlenen dizisi ‘Kış Güneşi’nde Mazhar karakterine hayat veren Mahir Günşiray, dizi hakkında merak edilenleri ve kariyerinin bilinmeyenlerini HT MAGAZİN’e anlattı.

 

- ‘Kış Güneşi’nde Şükrü Özyıldız’ın üvey babası olan Mazhar karakterine hayat veriyorsunuz. Mazhar hakkında neler söylersiniz?

 

Mazhar hem aileye hem aşkına sahip çıktı. Para kazanma hırsından dolayı kirli işlere girmek zorunda kalmış olabilir ama sonrasında çok pişman oldu. Üzerinde hem leke hem vicdan azabı var. Çok iyi kalpli bir insan olmasına karşın para kazanma hırsıyla hatalar yaptı.

 

- Hikâyenin gidişatını nasıl buluyorsunuz?

 

Hikâye girift olduğu için çok güzel. Açılımları, ikilemleri olan, drama dozu yüksek ve gelişmiş bir senaryo. Şimdi ikiz kardeşlerden Efe’nin öldüğünü zannedip Mete ile bir hayat sürdürüyoruz fakat Efe ölmemiş. Ülkemizde dizi senaryolarının ucu her zaman açıktır. Ama ahlaken kötülerin cezalandırılması durumu vardır ve sonunda Efe de istediğine ulaşacaktır. Bu suç, ilerleyen süreçte benim üzerime kalıyor gibi gözükse de durum değişecek. Efe zor da olsa katilleri bulacak. Efe’nin katilin kim olduğunu öğrenme süreci büyük bir heyecan yaratacak. Dizi gittikçe seyretmesi keyifli bir hal alıyor.

 

- İyiler kazanacak mı?

 

Filmlerdeki hesap çarşıya uymuyor diyelim. Filmleri, dizileri seyrederken iyilerin kazanmasını görmekten zevk alıyoruz ama dünyada kötülük kol geziyor. Kötülük, üzeri örtülmüş vaziyette, beklemediğimiz yerlerden geliyor.

 

- Senaryoyu okuduğunuzda neler hissetmiştiniz?

 

Hikâyelerin açılımları daha birinci bölümden itibaren ciddi bir merak uyandırmıştı bende. Dizimizin hikâyesi renkli ve gelişmeye açık. Bu bölüme kadar hikâyemiz çok iyi işlendi. Yapım şirketi Endemol nitelikli bir kadro kurdu. Bazen daha çok para kazanabileceğiniz setler oluyor ama huzursuz oluyorsunuz. ‘Kış Güneşi’nde huzuru yakalayacağımı biliyordum. ‘işini bilen bir ekip var’

 

- Mazhar çok güçlü bir figür. Kendinizi role kaptırdığınız oluyor mu?

 

Canlandırdığım karaktere kendimi kaptırmak gibi bir durum söz konusu değil. Role kendini kaptırmak bir rahatsızlık belirtisi olsa gerek.

 

- Setteki ortam nasıl?

 

İlk günden itibaren sanki sinema filmi çekiliyor gibi bir hava var. Birbirinden başarılı üç yönetmen ve işini bilen bir ekiple çalışmak insana huzur veriyor.

 

‘ASLI ve ŞÜKRÜ ÇOK İSTEKLİ'

 

- Dizinin başrol oyuncuları Aslı Enver ve Şükrü Özyıldız’ın performanslarını nasıl buluyorsunuz?

 

Şenay Gürler, Hakan Gerçek, Hakan Boyav, Başak Parlak, Berrak Kuş, Gamze Suner Atay, Mehmet Esen ve Buse Varol gibi oyuncuları ile oyuncu seviyesi yukarıda bir dizi ‘Kış Güneşi’. Çok nitelikli bir oyuncu kadrosu var. Özellikle Şükrü Özyıldız ve Aslı Enver’i çok başarılı buluyorum. Aslı, içinde çelişkileri barındıran, farklı duyguları olan sahneleri çok iyi oynadı. Şükrü de aynı şekilde ikiz karakterleri oynamak gibi zor bir işin altından başarıyla kalktı. Sette her zaman son derece çalışkan ve istekli.

 

- Bugüne kadar dizilerde sizi genelde kötü, işadamı rollerinde gördüğümüz için hafızalarda böyle yer edindiniz sanki...

 

Kimi izleyiciler, ‘Sağır Oda’, ‘Hanımın Çiftliği’, ‘Dila Hanım’, ‘Bıçak Sırtı’ gibi dizilerden ötürü işadamı ve kötü adam imajıyla tanıyorlar beni. Bu diziler başarılı olduğu için biraz öyle oldu galiba.

 

‘Tiyatro, bitmek bilmez hastalığım’

 

- 50 yıllık bir oyunculuk geçmişiniz var...

 

İlk oyunculuk deneyimimi 5 yaşında ‘Oğlum Oğlum’ adlı filmde babam Orhan Günşiray ve Filiz Akın ile oynayarak yaşamıştım. Yani 50 yıldır setlerdeyim. Adeta sette büyüdüm. Set ortamı benim yaşamımın bir parçası ve aynı zamanda bir egzersiz alanı oldu. 30 yıllık tiyatro deneyimini de unutmamak lazım. Tiyatro bir okuldur.

 

- 1996 yılında kurduğunuz Tiyatro Oyunevi atölyesi 2012’de çalışmalarını durdurduktan sonra sizi tiyatro sahnesinde göremez olduk. Küskünlük mü var?

 

Tiyatro Oyunevi gerçek bir “ensemble” olmayı başaran bir tiyatroydu. Birlikte öğrendik, denedik, değiştirdik, yarattık ve bitirdik. Bitmeye yaklaştığını biliyordum. Artık istediğim gibi prova yapabileceğim bir tiyatro olmaktan uzaklaşmaya başlamıştı. Herkesin bir programı vardı ve ben kim ne zaman gelebilir diye çizelgeler yapmaya başlamıştım. Çok çalıştık, Türkiye’nin her yerine turne yaptık, festivallere katıldık, meydanlarda, avlularda, bazen Dicle Nehri’nin kenarında, bazen Kızıltepe’deki bir parkta bazen bir kumsalda oynadık. Tiyatro bitmez bir hastalıktır; yeniden deneyeceğim. 

 

- Beyazperdeyi neden tercih etmiyorsunuz?

 

Önüme sürekli sabun köpüğü gibi teklifler geliyor. Sinemada kendi sınırlarımı zorlayacak işlere her zaman varım. Sinemada iyi işlere her zaman varım. Bir gün bir film çekme hayalim var.

 

- İleriye dönük hayalleriniz nedir?

 

Yelkenli yatçılık eğitmenliğine başlamayı düşünüyorum. Ege’den yola çıkıp tüm Akdeniz’i kapsayan bir seyre çıkmak yakın hayallerim arasında. Denizde yaşamak isterdim. Ama elbette sinemadan ve tiyatrodan tamamen kopmak diye bir şey söz konusu değil. Başarabilirsem planım, iyi şeyler olduğunda dönmek ve çalışmak, sonra yine denize kavuşmak.