"Sette kolej havası var"

■ Diziye sonradan dahil oldunuz. Sete adapte olabildiniz mi?

2 sezondur ekranları kasıp kavuran, kaliteli bir drama olan ‘Asla Vazgeçmem’e dahil olmak beni çok mutlu etti. Başta dizinin çekimlerinin Hadımköy’de yapılıyor olması gözümü korkutsa da, Tolgahan Sayışman, Amine Gülşe ve yönetmenlerimizle tanışınca derin bir ‘oh’ çektim. Kısa sürede çok keyifli bir ekip olduk. Sette zaten bir nevi kolej havası var. Tolgahan ve Amine setin neşe kaynağı.

■ Canlandırdığınız Fatih Selimer’in Almanya’dan Türkiye’ye uzanan karışık bir hikâyesi var. Bunu sizden dinleyebilir miyiz?

Fatih, 20’li yaşlarında Adana’dan Almanya’ya gidip mühendis olmayı başarıyor. İlerleyen dönemde Almanya’dan uluslararası bir firmanın temsilcisi olarak Yiğit’in şirketiyle ortaklık yürütmeye ve denetlemeye geliyor. Geldiğinde Nur’un çocukluk aşkı olduğunu öğreniyoruz.

‘ÇOK TEMPOLU BİR HİKÂYEMİZ VAR’

■ Fatih, pozitif oluşuyla kısa sürede izleyicilerin sempatisini kazanmayı başardı...

Evet. Efendiliği, sakinliği, güleryüzü, enerjisi ve tespit kabiliyetinin kuvvetli olması nedeniyle kısa sürede dikkat çekti. İnsanların kısa sürede Fatih’i benimsediğini görmek paha biçilemez.

■ Fatih ile benzeşen yönleriniz var mı?

Kendimi Fatih’e çok benzetiyorum. Ben de onun gibi sakin, güleryüzlü, hayata iyi tarafından bakan, eğlenmeyi seven, yerinde duramayan birisiyim.

■ ‘Asla Vazgeçmem’in ilgiyle izlenmesini neye bağlıyorsunuz?

Kaliteli bir drama olmasına. Türk kadınlarının seveceği türden bir hikâyeyi ekrana getiriyoruz. Herkesin eşit derecede haklı olduğu, bir sürü aşk hikâyesinin aynı anda yürüdüğü bir iş. Dizide merak unsurları sürekli canlı, hikâye de çok tempolu...

■ Sosyal medyada sizi Tolgahan Sayışman ile kıyaslayanlar oluyor. Aranızda rekabet var mı? Aramızda rekabet yok. Aynı kaptan yemek yiyoruz. Orada rakip olacak bir durum söz konusu değil.

‘ADALET DUYGUSUNDAN VAZGEÇMEM’

■ Hayatınızda ‘Asla Vazgeçmem’ dediğiniz neler var?

Adalet duygusundan, tiyatrodan ve sevgiden asla vazgeçmem. Akıllara maddiyat da gelebilir ama hayatımda maddi şeylere hiç bağlanmamışımdır. Maneviyat benim için daha önemli.

■ Oyunculuk eğitimi de veriyorsunuz. Biraz bundan bahseder misiniz?

Kadıköy’de, Tiyatro Bahane’de temel oyunculuk atölyesinde oyunculuk eğitimi veriyorum. Bu sene bir kabare yaptık.

■ 25 Mart’ta vizyona giren ‘Sol Şerit’ adlı filmde de rol alıyorsunuz. Filmin konusundan bahseder misiniz biraz?

Çocukluktan beri birbirinden ayrılmayan üç arkadaş var: Cem, Barış ve Volkan. Cem’in düğünü için Ankara’dan Denizli’ye doğru yola çıkmaya hazırlanıyorlar. Daha yolculuk başlamadan aksilikler patlak veriyor. Düğüne yetişmek zorunda olan kahramanlarımızın başına türlü türlü belalar gelirken, düğün evindeki krizler de komik ve macera dolu bir yol hikâyesine eşlik ediyor. Bu eğlenceli ve komik yol hikâyesinin sonunun düğüne mi yoksa bir bilinmeze mi çıkacağını komik bir dille anlatıyoruz.

■ Siz filmde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

Kaan karakterini canlandırıyorum. Hikâyeyi bozan bir adam olduğumu söyleyebilirim.

■ Sosyal medyada sizi Kadir Inanır’a benzetenler var. Bu yorumlara ne diyeceksiniz?

Bu, benim de sıkça duyduğum bir benzetme. Kadir İnanır hayran olduğum bir oyuncu. Kendisini idol olarak görüyorum.

‘Espritüel bir adamım’

■ Sert imajınızın arkasında nasıl biri var?

Sert durduğuma bakmayın aslında espritüel bir adamım. Dışarıdan bakanlar Tolgahan Sayışman’ı da soğuk görebilir ama o da benim gibi set dışında espriler, şakalar yapan bir adam.

■ Hangi karakterleri oynamak size daha çok keyif veriyor?

Akılda daha çok kaldığı için, problemli adamları oynamayı seviyorum. Iyi, düzgün, beyefendi rolleri sizi kısıtlıyor. Kötü karakterlerin ucu bucağı yok.

‘Araplara REHBERLIK yapabilirim’

■ Bilinmeyen yönlerinizden biraz bahseder misiniz?

Türkçe’nin yanı sıra Arapça da konuşuyorum. Anne tarafım Mardinli, baba tarafımsa Bitlisli. Aile arasında Arapça da konuşulduğu için ben Arapça ile Türkçe’yi aynı anda öğrendim. Anlayacağınız, Taksim’e çıktığımda Araplara rahatlıkla rehberlik yapabilirim.

Arif HÜR/HT Magazin