'Gerçeklik seyirciyi ekrana kilitleyecek!'

Show TV’de bu akşam saat 20.00’de izleyiciyi ekranlara bağlayacak yeni bir dizi başlıyor: ‘Kış Güneşi’... Yapımcılığını Endemol Shine Türkiye’nin üstlendiği ve Murat Onbul’un yönettiği ‘Kış Güneşi’nde, başrolleri Şükrü Özyıldız, Aslı Enver, Şenay Gürler, Mahir Günşiray, Hakan Boyav, Başak Parlak, Hakan Gerçek, Berrak Kuş, Gamze Süner Atay ve Mehmet Esen paylaşıyor. Kaybolan bir benlik hikâyesinin ekranlara taşınacağı ‘Kış Güneşi’nde Şükrü Özyıldız, yıllardır birbirini görmeyen Mete ve Efe adlı iki kardeşi canlandırarak kariyerinde bir ilke imza attı. Kardeşlerden birinin eşi Nisan’ı canlandıran Aslı Enver ise içinde bulunduğu başarılı dönemi ‘Kış Güneşi’ ile taçlandırdı. Özyıldız ile Enver, HT Magazin’e ‘Kış Güneşi’nin izleyiciyi ekranlara neden bağlayacağı samimi açıklamalarda bulundu.

 

Şükrü ÖZYILDIZ: ‘Zor olan karakterleri seviyorum’

 

- ‘Kış Güneşi’nin hangi özellikleri size ‘Ben bu işte varım’ dedirtti?

 

Kış Güneşi’nde canlandırdığım rol daha önce hiç deneyimlemediğim, benim açımdan iddialı ve zor olan bir karakterdi. Bu beni heyecanlandırdı bunun benim oyunculuğum adına bir şans olduğunu düşündüm. Zor olan karakterleri seviyorum...

 

- ‘Kış Güneşi’nin kariyerinize nasıl bir etkisi olmasını dilersiniz?

 

Kariyer dediğin yolculuk zaten kümülatif bir yolculuk yani sürekli üzerine koyarak gidiyorsunuz. Bu sadece ‘Kış Güneşi’ için değil benim dahil olduğum bütün projelerdeki ana unsur beni çıktığım bu yolda bir adım öteye taşıması, yani ‘Kış Güneşi’nin de beni bir adım öteye taşımasını umuyorum.

 

- Efe ve Mete için nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz, birbirine zıt iki karakteri canlandırmak için özel bir çalışma yaptınız mı?

 

Tabii ki özel bir çalışma yaptım. Zaten çok çalışmanız gereken bir dramatik yapısı var projenin. Bir bedenden iki tane bağımsız karakter çıkarmam gerekiyor. Her karakter birbirinden bağımsızdır. O yüzden karaktere çalışırken diğerini baz almak veya diğeriyle kıyas yapmak bence hiç doğru değil. Bu durum bir oyuncu olarak sizi kârdan çok zarara uğratır diye düşünüyorum. Bu proje için Bahar Kerimoğlu ve Çetin Sarıkartal ile çalıştım. İkisi de birbirinden tamamen farklı oyunculuk metotları olan çok iyi koçlar.

 

‘Hepimizin amacı bir adım öteye gitmek’

 

 

- İki karakteri canlandırmanın oyunculuk açısından zorlukları nelerdir, keyifli yanları nelerdir?

 

Efe ile Mete’yi oynamak bir oyuncu için bulunmaz bir fırsat. Çünkü içerik olarak çok zengin. Çok oyuncaklı, oynaması, hazırlığı çok zor ama aldığım geri dönüş ve verimler açısından çok keyif verici. Bu nedenle her şeye değer. Bence zaten hepimizin amacı bir adım öteye gitmek. Umarım izleyici de beğenir.

 

- Dizinin konusu ‘Kaybolan bir benlik hikâyesi...’ Bu konu sizce izleyiciye neler hissettirecek?

 

Bize oyuncu olarak her zaman şu nasihat edilir: Sen seyirciye ne hissetmesi gerektiğini söyleyemezsin, sen bir şey hissedersin ve seyirci senden feyz alır. O yüzden benim umudum seyircinin tamamen karakterin hissettiği şeyleri hissetmesi ki zaten seyre değer olan şey budur.

 

- Sizin aşk tanımınız nedir?

 

Aşkın tam bir tanımı olsaydı sizce üzerine şiirler, şarkılar, filmler yapmaya gerek kalır mıydı?

 

- Balıkçılıkla ilgili özel bir çalışma yaptınız mı?

 

Efe karakteri balıkçı ve midye işinde. Midye biraz farklı bir şeymiş balık tutmaktan, bunun için tabii ki denize çıktık oradaki balıkçı arkadaşlar çok yardımcı oldular. Nasıl yapıldığını gösterdiler.

 

Aslı ENVER: ‘Sürükleyici bir hikâyemiz var’

 

- ‘Kış Güneşi’nin hangi özellikleri size ‘Ben bu işte varım’ dedirtti?

 

Hikâyenin güzelliği, yönetmenimiz Murat Onbul’un ‘Ulan İstanbul’dan sonra bir dram çekiyor olması, kadronun çok iyi olması, yapımcılığını Endemol Shine Türkiye’nin üstlenmesi. Ekip iyi olunca oyuncu için de o işin içinde olmak çok keyifli.

 

- ‘Kış Güneşi’nin kariyerinize nasıl bir etkisi olmasını dilersiniz?

 

İçinde yer aldığım her proje benim için değerli. Şu anda uzun zamandır ön hazırlıkla beraber üzerinde çalıştığımız bir işin yayınlanıyor olmasının heyecanını yaşıyorum diyebilirim. ‘Kış Güneşi’nin kariyerime birçok değer katacağını düşünüyorum.

 

- Nisan için nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz?

 

Sete başlamadan yaklaşık bir ay öncesinde yönetmenimiz ve oyuncu koçu Çetin Sarıkartal’la karakter üzerine çalıştık. Karakter üzerine çalışacak vaktimin olması beni çok rahatlattı. Sete başladığımızda kafamda Nisan ile ilgili hiçbir soru işareti kalmamıştı.

 

- Dizinin konusu olan ‘Kaybolan bir benlik, imkânsız bir aşk ve sırlarla dolu bir geçmiş...’ sizce izleyiciye ne hissettirecek?

 

Bu akşam ilk bölüm yayınlanacağı için bu soruya net bir cevap verip sürprizleri bozmak istemiyorum açıkçası. Ama Efe ve Mete’nin geçmişle yüzleşmelerinin ardından Nisan’ı da içine alan olayların izleyiciyi etkileyeceğini düşünüyorum. 

 

‘Sevdiğim projeleri tercih ediyorum’

 

- 7 televizyon dizisi, 2 sinema filmi... Iskaladığınız yapımlar oldu mu?

 

Hepsinin ayrı bir yeri var. Sinema çok farklı bir alan. Dizi ayrı bir durum ancak canlandırdığım karakterler açısından değerlendirirsek, farklı karakterle bir projenin içerisinde yer almam benim için pek keyifli. Sinema, dizi dışında tiyatro da bu yıl ilk defa yer aldığım bir alan benim için, onun da yaşattığı duygu bambaşka...

 

- Kariyerinizin hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz?

 

Ben keyif aldığım, içinde olmaktan mutluluk duyduğum ve inandığım projelerde yer aldım. Sinema, dizi veya tiyatro olarak düşünürsek hepsinin benim mesleğime ve bana kattıkları değerler var. Kariyerimle alakalı keyifli bir dönemdeyim. Sevdiğim projelerde olmayı tercih ediyorum. Bu zamana dek yaptığım her işi sevdim.

 

- Oyunculuk size ne ifade ediyor?

 

Oyunculuk benim mesleğim öncelikle. Sevdiğim mesleği yaptığım için şanslıyım. İşimi aşkla yapıyorum. Bu belki çok klişe bir cümle ama gerçekten bizim mesleğimiz gönül verilmeden yapılamaz. Çünkü bu kadar yorgunluk, uykusuzluk ve kendinize ayıracağınız zamanlarınızdan ödün vererek çalışmak ancak aşkla olur.

 

- Hayatınızın bu bölümüne kadar edindiğiniz en önemli öğreti nedir?

 

Bence insan önce kendini mutlu etmeli... Bunu bencil bir bakış açısı olarak düşünmüyorum. Daha realist bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. İnsan çevresindekileri ya da yaşadığı şeyleri mutlu bir şekilde yaşamak istiyorsa önce kendisini mutlu etmeli... İnsanın kendi mutlu olmazsa kimseye hayrı dokunmaz.

 

- Mesleğiniz hakkında edindiğiniz en önemli öğreti nedir?

 

Sabır :)

 

- Televizyon dizilerine ve sinema filmlerine gösterilen ilginin devam etmesi için siz oyunculara nasıl sorumluluklar düşüyor?

 

Başarı tamamen bir ekiple elde edilir. Dolayısıyla oyuncu dışında ekibin her parçası işini en iyi şekilde yaptığı sürece ortaya da başarılı sonuçlar çıkıyor.

 

- Başarılı bir dönemde beğeni rekoru kıran aşk da yaşıyorsunuz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

 

Şu anda yoğun bir dönemdeyim ama mutluyum.