'Saffet insanlığın saf halini temsil ediyor’

- Dizinin kadrosuna nasıl dahil oldunuz?

 

Dizinin yapımcılığını üstlenen TMC’den gelen teklifi çok düşünmeden kabul ettim. Senaryo ve Saffet karakteri hem içime sindi, hem hoşuma gitti.

 

- Canlandırdığınız Saffet nasıl biri?

 

Öncelikle Melek karakterini oynayan Sezgi Sena Akay’ın babası. Entrikaların eksik olmadığı dizimizde erdemli dürüst bir edebiyat öğretmeni olarak göze çarpıyor. Bir nevi dizide insanlığın saf halini temsil ediyor. Küçük burjuvanın ona bakış açısı Saffet’i çok rahatsız ediyor ama Saffet’in tabii savaşacak hali yok. Bir Che Guevara değil ne de olsa. (Gülüyor)

 

 

‘SEZGİ HIRSLI, ALPEREN YETENEKLİ’

 

- Sezgi Sena Akay oyunculukta yolun başında. Onun performansını nasıl buluyorsunuz?

 

Mankenlikten geldiği için kendisini sarsmak isteyenler olacaktır ama o teyp gibi bir kız. Söylenenleri hemen anlayan, öğrenmeye aç bir kız. Sezgi’nin güzel olması görüntü bakımından önemli ama hırs gösterip oyunculuğun eğitimini de alırsa bir yere gelmemesi için hiçbir neden yok. Keza bir diğer genç oyuncumuz Alperen Duymaz da akıllı, sevecen ve yetenekli. İkisi de ümit vaat ediyorlar.

 

- Nasıl bir set ortamınız var?

 

Çok eğleniyoruz, inşallah bu reytinglere de yansır.

 

- Reyting kaygısı taşıyor musunuz? Kaygı yaşanmaz mı?

 

Üçüncü bile olsan korku yaşıyorsun. Hiçbir oyuncu reyting kaygısını kafasından çıkaramaz. Çünkü ortada kapitalizmin getirdiği bir savaş var. Bu savaşın içine ister istemez giriyorsunuz.

 

- Sizce oyunculuk eğitimi almadan da bu meslek icra edilebilir mi?

 

Eğitimden önce bir oyuncu kendisini sevmeli. Kendisini sevmez ve sanatın ciddiyet istediğini fark edemezse canlandırdığı karakteri çözemez. Oyunculuk eğitimi almadan oyunculuk yapılabilir. Öyle alaylı oyuncular var ki yoğun duygusu ve gözlemiyle pek çok mektepli oyuncuya bin basıyor. Mankenler de sinema ve dizilerde eğitim almadan oynayabilir lakin tiyatroda oynayamazlar. Tiyatro er meydanıdır. Demem o ki, genç oyuncular değişen çağa uydurmak için yoğun mesai harcamalılar. Oyunculuk kas gibidir, bırakırsan iner. Bunu unutmamalılar.

 

‘OYUNCULUK KAS GİBİDİR’

 

- Bugüne kadar 50’den fazla oyunda oynamanıza karşın sizi son yıllarda tiyatroda göremiyoruz. Bir küskünlük mü var?

 

Şu an bir tiyatro oyununda yer almıyor olabilirim ama tiyatroya hayatta küsmem. Ama şunları da belirtmek isterim. Ülkemizde yeterince sahne yok. Gençler küçücük salonlar açıp oralarda tiyatro yapmaya gayret ediyor. Her tiyatrocunun görevi, operaya, baleye, tiyatroya insanların gitmesine vesile olmak olmalı.

 

- Sizce oyuncu rol seçebilir mi?

 

Oyuncu rol seçemez. Ancak Cüneyt Gökçer gibi bir adam olursanız seçersiniz. Bir de oyunculuğa ticari kaygıyla bakan dolu insan var. Sektöre zarar veriyorlar.

 

- Ticari kaygı demişken sinemadan kazanılan paranın ticarete yatırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

 

Sinemadan kazanılan sinemaya aktarılmalı. Tiyatrodan para kazanıyorsan tiyatro yapacaksın. Oyuncu, ticaretten anlamaz.

 

- Şu dönem komedi filmleri oldukça revaçta. Sinemamızın gidişatını nasıl buluyorsunuz?

 

Milletimiz komediye gitmek istiyor ama piyasada seviyeyi düşüren komedi filmlerinin sayısı bir hayli fazla. Halkın düşük komediyi sevmesi bence çok kötü. Sinema çağın ilerisinde olması gerekirken bizde geride. Gişe rekorları filmlerden bahsediyorum. Mesela festival filmleri var, çok da iyi ama kimse seyretmiyor. Festival filmlerini, popüler filmlerden daha çok seviyorum. İran, Gürcistan, Polonya ve Bulgaristan sinemasını yıllardır ilgiyle takip ederim.

 

- Ağabeyiniz Salih Güney’in aksine magazinsel yönünüz hiç olmadı...

 

Ağabeyim Salih Güney’den ötürü magazinden korkuyorum. Onun magazinle ilişkisi yüksekti, hayatım boyunca onun yaptıklarını yapmamaya çalıştım. Hiçbir dönem aramızda rekabet olmadı.

 

- Oyunculuğunuza katkısı oldu mu peki?

 

Konservatuvarda okuduğum sırada o ABD’deydi. 17 sene orada kaldı. Anlayacağınız bana hiç katkısı olmadı.