"Ses tonumu duyanlar..."

Geçen yıl başrol oynadığı ‘İncir Reçeli 2’ filminde gösterdiği performansla geniş çevrelerce tanınan, bugün SHOW TV’de başlayacak ‘Asla Vazgeçmem’ dizisinde ise Tolgahan Sayışman ve Amine Gülşe ile başrolü paylaşacak olan Şafak Pekdemir, HT MAGAZİN’e samimi açıklamalarda bulundu.


‘Asla Vazgeçmem’ bugün başlıyor... Dizinin hikâyesi nasıl?

 

Dizide hırçın ruhlu Yiğit’e (Tolgahan Sayışman) tutkun olan iki kadının, yaşayacağı çekişmeleri, sevda kafesinde çırpınıp duran üç yaralı ruhun o kafeste neler yapacağını göreceksiniz. Belki de insanlar bu diziyi izlediğinde bazı şeyler için cesaret kazanacaklar. 

 

Peki dizideki karakteriniz...

 

 İclal karakterini canlandırıyorum. İclal, Yiğit’e (Tolgahan) çok âşık ve tutkulu bir kadın. Bu aşk ve tutkusu dışında hayatında pek de başka bir şeyi yok. Gözünü açıyor Yiğit diyor, kapatıyor Yiğit diyor. Yiğit uğruna birçok şeyi yok sayabilir. İclal, biraz takıntılı, ne yapacağı belli olmayan ve korkulacak bir kadın.

 

‘AMİNE VE TOLGAHAN ÇOK TATLI’

 

Şafak ile İclal arasında ne gibi farklar var?

 

 İclal aşkı konusunda çok inatçı biri. O konuda Şafak’a yani bana benziyor. Şu konuda İclal’den ayrılıyorum. Ben birilerini rahatsız ettiğimi hissettiğim an bulunduğum yerden kaçabilirim. İclal ise bu tür durumlarda kaçmamanın yollarını bulan biri. Galiba benim İclal karakterinden öğreneceğim bir şeyler var. (Gülüyor)

 

Rol arkadaşlarınız Tolgahan Sayışman ve Amine Gülşe ile tanışıklığınız var mıydı?

 

Kendileriyle daha önce tanışmamıştım, sette tanıştık. Set sürecinde gördüm ki Amine ve Tolgahan çok tatlı ve komikler. Nazar değmez inşallah.

 

'İNCİR REÇELİ BENİ MOTİVE ETTİ'

 

Sizin ilk başrolünüz olan İncir Reçeli filmi 1 milyon 375 bini aşkın kişi tarafından izlendi. Bu projeyle hedeflerinize ulaştınız mı?

 

Ben yapı itibarıyla endişeli ve heyecanlı biriyim. Bu filmi çekerken de sonrasında da hep, ‘Ne yaptım acaba, nasıl oldu’ düşüncesi kafamdan hiç çıkmadı. Hep en kötüsünü düşünüp iyi olunca rahatlayan bir tipim. Bu filmle hedeflediğimden çok daha iyisine ulaştığımı düşünüyorum. O yüzden ‘İncir Reçeli’ndeki başarı beni mutlu etti en önemlisi gelecek adına motive etti. Oyunculuk anlamında bana güven verip rahatlattı.

 

‘SPORCU OLACAKTIM’ 

 

Oyuncu olmasaydınız hayatınız nasıl olurdu?

 

8 yıl Galatasaray’da profesyonel olarak voleybol oynadım. Voleybol oynadığım dönem bağlarım koptu ve sakatlandım. Sakatlanmasaydım belki de devam edip sporcu olarak kalabilirdim. Ama asla masa başında oturan biri olmazdım.

 

Sesinizin kalın olmasının günlük ve iş hayatınızda size yansımasınasıl oluyor?

 

Günlük hayatımda oldukça komik şeyler yaşıyorum açıkçası. Beni tanımayan biriyle telefonda konuştuğum zaman “Beyefendi” diyorlar. (Gülüyor) Ergenlikte ses tonumu hep dert ediyordum. Şimdi ne yalan söyleyeyim hoşuma gidiyor. Büyüdükçe tip de, ses de oturuyor. Mesela kendimi daha ince soprano bir kadın sesiyle hiç düşünemiyorum.

 

Oyunculuk anlamında geleceğe yönelik en büyük hedefleriniz neler?

 

‘Artık ayakta duramıyorum çok yaşlandım’ diyene kadar bir şekilde bu sektörün içerisinde olmak istiyorum. Dizi, sinema, tiyatro ama bir şekilde ölene kadar bu işi icra etmeliyim. Bir süre sonra kamera arkası da olabilir. Ama bu yoldan geri dönemem gibime geliyor artık.

 

‘HAYATIMDA GECE UYKUSU YOK’

 

Setten arda kalan zamanlarınızı nasıl geçirirsiniz?

 

Ben insanları oldukça çok severim. Arkadaşlarımla sohbet etmekten çok hoşlanırım. Bunun dışında uyumayı çok seviyorum. Ancak yaklaşık 6 yıldır genelde geceleri uyumuyorum. Hayatımda gece uykusu diye bir şey yok. İşim yoksa gündüz çok güzel uyurum. 

 

Neden gece uyumuyorsunuz?

 

 Gece daha iyi vakit geçiriyorum. Gündüz yapınca keyif almadığım bazı şeyleri gece yapınca keyif alabiliyorum. Bu kahve içmek de olabilir, biriyle laflamak da olabilir. Kendim için ‘gece insanı’ benzetmesini yapabilirim. Sessizliği seviyorum. Bu tarz profil çizen birine melankolik denir ama ben melankolik de değilim.

 

Aileniz ile ilişkiniz nasıl?

 

Annem ve babamla arkadaş gibiyim. Çok klasik anne baba durumu yok. Keza erkek kardeşimle de öyle. Espri yapıp rahat rahat eğlendiğim arkadaşlarım gibiler. 

 

Sevgililer Günü’nde sevgiliniz Umut Kurt ile bir planınız var mı?

 

Yüksek ihtimal Sevgililer Günü’nü sette çalışarak geçireceğiz. İkimizin de seti olmaması durumunda gelenekler yerine gelsin diye bir yemek yiyebiliriz. Seven insana her gün Sevgililer Günü’dür. Çok önem vermem ama kutlayanlara da ‘Bugün kapitalizm ürünüdür’ demem.

 

Umut Kurt ile ne zaman ve nasıl tanıştınız?

 

İkimiz de oyuncu olduğumuz için ortak oyuncu arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık. Yaklaşık iki yıldır birlikteliğimiz var. Çok mutluyuz.

 

Yaklaşık iki yıldır Umut Kurt’la birlikte olan Şafak Pekdemir, henüz evliliği düşünmediğini söyledi.

KISA...KISA...KISA...

 

En büyük hobiniz...

 

Gezmeyi çok seviyorum. Kendime bir hedef koyuyorum ve yurtdışına çıkıp şu tarihi yeri görmeliyim diyorum. 

 

En büyük fobiniz...

 

Söylediğim bir şeyin tersinin anlaşılması.

 

Voleybol dışında yaptığınız spor var mı?

 

Voleybol dışında yaptığım bir salon sporu yok. Salona gidip “Bakın ben spor yapıyorum!” diye gösteriş yapma derdim de yok. Yalnız, hunharca yürürüm. Kabataş sahili ve Galata civarında yürümeyi çok seviyorum. 

 

Yaptığınız en büyük çılgınlık...

 

Üniversitede okurken final sınavlarının olduğu dönemde işimi gücümü bırakıp aileme haber vermeden bir kış gününde Bodrum’a giderek çılgınlık yapmıştım.

 

İyi yemek yapar mısınız?

 

Hiç yemek yapamam. 1-2 kere denedim ama sonuçları o kadar kötü oldu ki bir daha elimi sürmedim. Yakın çevrem bana, sen deneme boşver dediler. Menemen bile yapamıyorum. Ama iyi yemek söylerim.

 

Bir ilişkinin olmazsa olmazı...

 

Karşındaki insanla eğlenmek ve ortak bir paydada buluşabilmek.

 

video